Cinler, bunu duyunca Hz Süleyman’da Belkıs’a karşı bir nefret oluşturmak için Belkıs hakkında olumsuz şeyler söylediler; çünkü onunla evlenmesinden ve Belkıs’ın, Süleyman’ı cinlerin sırlarından haberdar etmesinden korkmuşlardı. Zira annesi Umeyra bint Amr, bir cin olduğu için Belkıs, cinlerin sırlarını biliyordu.

(Annesinin adı Rehava bintü’s Seken olduğu ve cinlerin kraliçesi olduğu da söylenmiştir.)

Her ne ise dediler ki:

”Allah, kralımızın işini yolunda götürsün; ama şunu söylemeliyim ki Belkıs, biraz akıldan noksandır; ayakları da eşeğin toynağı gibidir.”

Hz Süleyman bunları duyunca ilişkilendi ve Belkıs’ın aklını ölçmek ve ayaklarını görmek istedi. Bundan dolayı suyu akıttı ve içine kurbağa ve balıklar koydurttu. Belkıs’ın tahtında da kısmen değişiklik yaptırarak bazı şeyler ekletti ve bazı şeyler çıkarttı. Tahttaki bu değişiklikleri sırf Belkıs’ın akıldan noksan olup olmadığını tespit etmek için yaptırttı.

Süleyman etrafındakilere şu talimatı verdi:

”Kraliçenin tahtının şeklini değiştirin. Bakalım onu görünce tanıyacak mı, tanımayacak mı?” (Neml 49)

Nihayet Belkıs, sarayın kapısına geldi.

”Buyurun, saraya girin” denildi.

”Kraliçe sarayın sırça zeminli salonunu görünce onu derin bir su sanıp eteğini çekti” ve kendi kendine ”Süleyman benim boğulmamı istiyor. Keşke böyle birşey yapmasaydı” dedi.

Hz Süleyman Belkıs’ın kelimelerle anlatılmaz bir güzelliğe sahip olduğunu ve cinlerin söylediklerinden hiçbir eser olmadığını gördü.

Belkıs’a ”Bu zemini camla döşenmiş bir saraydır” denildi.

Ayette geçen ”mümerrad” kelimesi, ”yüzünde henüz tüy bitmemiş delikanlı” anlamına gelen ”emrad” kelimesi ile aynı kökten olup sarayın zemininde hiçbir pürüz bulunmadığını ifade etmektedir.

Belkıs, Süleyman’a doğru yürürken Süleyman onun ayaklarını ve dizlerini gördü ve çok beğendi.

Süleyman’ın yanına gelince ”Senin tahtın böyle midir?” diye soruldu. Belkıs şöyle bir göz gezdirdi. Tanır gibi oldu; ama kendi tahtı olduğuna da pek ihtimal vermedi. Kendi kendine ”Yedi odanın en kuytu yerinde olan muhafızlar tarafından sıkıca korunan tahtımı elde etmiş olamazlar herhalde?” diye düşünerek o mu, değil mi olduğunu kestiremediği için ”Sanki bu o gibi” dedi.

Abdulkadir Geylani – Kuran ve Hadislerden Öğütler – Sayfa 48-49-50