Güzelliği dillere destandı.

Bir gün bir dostu Yusuf Aleyhisselam’ı ziyaret etti. Konuşuldu, söz sözü açtı, derken Hz. Yusuf dostuna laf olsun diye:

– Söyle bakalım. Bana ne hediye getirdin, dedi.

Dostu, gerçek dost, akıllı bir kimseydi, dedi ki:

– Ey Yusuf! Sana ne hediye getirmek istedimse de hiç birini sana layık bulamadım. Çünkü, bir altın madeni ne bir kaç gram altın götürülemiyeceği gibi ve bir okyanusa birkaç damla su layık olmadığı gibi, baharatın anavatanı olan Hindistan’a baharat götürmenin yersiz olacağı gibi, senin gibisine de ne getirsem layık olmayacağını düşündüm ve bu hususta aciz kaldım. Sonunda sana en münasip olan hediyeyi buldum. Sana bir ayna getirdim. Ona bakar o güzel yüzünü görürsün. Yüzüne bakar sevinir beni hatırlarsın.

Yusuf Aleyhisselam arkadaşının bu hediyesine ve sözlerine çok memnun oldu.