Abdullah bin Mübarek Hazretleri hacca gitmektedir. Küfe’den geçerken bir kadının, çöplükte bir kazın tüylerini yolduğunu görür. “Bu kaz kesilmiş olsa niçin çöplükte yolunsun? Her halde ölmüş, murdar bir hayvandır” diye düşünür.

Kadına:

– Ey kadın bu kaz ölü mü yoksa besmeleyle kesilmiş midir? der. Kadın:

– Ölmüşdür. Bunu çocuklarıma yedireceğim, der. Abdullah Hazretleri, ölü hayvanın etinin haram olduğunu anlatmaya çalışırsa da, kadın onu uzaklaştırmaya çalışır. Abdullah bin Mübarek israr eder. Bunun üzerine kadın:

– Be adam git işine. Benim küçük çocuklarım var. Günlerdir onlara hiç bir şey yediremedim. Mecburen bu kazı onlara yedireceğim, diye cevap verir.

Abdullah bin Mübarek Hazretleri gider, hac için yanında bulundurduğu paralarla birçok yiyecek ve giyecek alır, kadına getirir.

– İşte sana bir hayvan yükü yiyecek-giyecek. Bunları al. Senin ve çocuklarının olsun, der.

Hac parası kalmadığı için, hac mevsimi geçinceye kadar orada kalır. Hacılar dönmeye başladıklarında onlarla beraber o da döner.

Herkes haccını tebrik etmek için gelip:

– Allah kabul etsin, dediklerinde onlara:

– Ben bu sene hacca gitmedim, dedi. Diğer hacıların her biri:

– Nasıl gitmedin? Ne demek istiyorsun? Seninle falan yerde şöyle yapmadık mı? Arafat’da şöyle, Mina’da böyle, Harem’de şöyle olmadı mı? dediler.

Abdullah bin Mübarek ise:

– Ben hacca gitmedim diyorum, siz hala öyle konuşuyorsunuz, diyordu.

Akşam oldu, uyudu. Rüyasında kendisine şöyle. denildi:

– Ey Abdullah! Allah senin o kadına verdiğin sadakanı kabul etti. Ayrıca senin suretinde bir meleği de vazifelendirip hac yaptırdı. Dolayısıyla, sana bir hac sevabı verdi. Arkadaşlarının gördükleri, senin suretinde hac yapan melektir.