Küçük günahlar sayıya gelmeyecek kadar çok olup ”net olarak şunlardan ibarettir” deme imkanımız yoktur. Bununla birlikte dini delillerle ve basiret nuruyla neyin bu kapsama girip neyin girmediğini bilebiliriz. Çünkü dinin temel amacı, insanların günahları terk etmek suretiyle, Allah’ın rızasını kazanıp O’na yaklaşabilmek için birbiriyle yarışmasıdır.

Allah (c.c) şöyle buyurmuştur:

”Ey müminler! Günahın açığını da terk edin, gizlisini de.” (Enam 120)

Küçük günahlara birkaç örnek vermek gerekirse şunları sayabiliriz; karşı cinslerin birbirini beğenip bakması, öpmesi ve ilişkiye girmeksizin yan yana uzanması bunlardandır. Müslüman kardeşine iftira atmadan ve onu dövmeden sadece kötü söz söylemek, birbirini çekiştirmek, laf taşımak, yalan söylemek ve daha pek çok davranış sayılabilir.

Kişi, işlediği büyük günahlardan tövbe edince küçük günahlar da tövbenin kapsamına girer.

Çünkü Allah (c.c) şöyle buyurmuştur:

Eğer siz yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, biz de küçük günahlarınızı, diğer bütün hata ve kusurlarınızı görmezden gelip affeder ve sizi ahirette çok güzel bir meskene yerleştiririz. (Nisa 31)

Ama yine de kişi küçük günahlarının bağışlandığından emin olmamalı ve küçük ya da büyük bütün günahlarından tövbe etmeye çalışmalıdır.

Enes b. Malik’in şöyle dediği nakledilmiştir:

”Allah Rasulu ashabıyla birlikte, görünürde odun bulunmayan bir düzlükte konakladı ve ashabına odun toplamalarını emretti. Ey Allah’ın elçisi! Biz odun falan göremiyoruz” dediler. Hz Peygamber ”Topladığınız hiçbir şeyi küçümsemeyin” buyurdu. Bunun üzerine herkes iri ufak demeden ne bulduysa toplamaya başladı ve nihayet epeyce odun topladılar. Hz Peygamber ashabına buyurdu: ”Görüyorsunuz değil mi? Dişe dokunmaz sanılan iyilik ve kötülükler de işte böyledir. Küçük günahlar;  büyük günahlar, iyilikler ve kötülükler bu şekilde bir araya gelerek koskocaman olur.”

Nitekim Hz Peygamber şöyle buyurduğu nakledilmiştir:

”Mümin, günahlarını, her an üstüne düştü düşecek olan bir dağ gibi görür. Münafık ise günahını, burnundan kovaladığı bir sinek gibi görür.”

Yine sahabeden biri, ikinci kuşak müslümanlarından öğrencilerine şöyle demiştir:

”Siz, önemsemediğiniz öyle şeyler yapıyorsunuz ki biz onları, Hz Peygamber döneminde insanı helake düşüren şeylerden sayardık.

Kuran ve Hadis Sohbetleri – Abdulkadir Geylani – Sayfa 70