Birkaç seyyah birlikte seyahat ediyorlardı. Birbirleriyle hem safa, hem de cefa ortağı olmuşlardı. Onlarla arkadaşlık etmek istedim. Muvafakat etmediler.

Dedim ki: ”Aciz insanların arkadaşlığından yüz çevirmek ve onları istifaden mahrum etmek, dervişlerin güzel huy ve iyi ahlaklarından beklenmiyen bir haldir. Ben dostlar için şen bir arkadaş olacağım. Onlara bir yük teşkil etmeyeceğim ve gönül üzüntülerine sebeb olmayacağım. Kendimde bu kuvvet ve kudreti hissediyorum ki, böyle bir teklifte bulundum.”

Onlardan biri dedi ki: ”Sen bizim sözlerimize gücenme. Bugünlerde derviş kılığında birtakım hırsızlar türemiş. Bunlardan biri yanımıza geldi. Derviş suretinde idi, ama derviş siyretinde değildi. Bizimle arkadaş oldu.”

İnsanlar elbisenin içinde nasıl bir kimse bulunduğunu ne bilsinler? Mektubun içinde ne yazıldığını ancak yazan bilir.

Dervişler kendi hallerinde ve zararsız insanlar olduklarından şüphelenmeyip arkadaşlığa kabul ettik.

Maksat giyim kuşamda değildir. Allah için amel et de, ne giyersen giy. Başına taç koy ve omuzuna da bayrak al. Zahidlik, çul giymede değildir. Temiz, hakiki zahid ol da atlas elbise giy.

Sabahtan akşama kadar bütün gün yol yürüdük. Gece olunca bir kale burcunun dibinde uyuduk. Derviş sandığımız hırsız, arkadan ibriğini alarak taharete gidiyorum, diye uzaklaştı. Meğerse hırsızlık için gidiyormuş. İbriği alıp gittikten sonra gözden kayboldu. Gidip kalenin bir burcuna girmiş oradan bir mücevher kutusu çalmış. Gün ağarıncaya kadar da o kalbi kara herif bir hayli yol almış.

Biz ise günahsız ve habersiz uyuyorduk. Sabah olunca hırsızlık meydana çıktı. Kalede bulunanlar, hırsızlığı biz yaptık kanaatinde bulunarak hepimizi zindana attılar.

İşte o günden ve o hadiseden beri yanımıza arkadaş almamaya ve bir kenara çekilip kendi kendimize yaşamaya karar verdik. Çünkü selamet yanlızlıktadır.

Yolculardan bu hadiseyi öğrenip işittikten sonra, Tanrıma hamd ü senalar ettim, çünkü o dervişlerin sohbetlerinden mahrum kalmadım. Onlarla arkadaşlık edemedim. Ama bu hikayeyi öğrenmekle istifade ettim. Bu nasihat bütün ömür boyunca benim gibilerin işine yarar.

Sadi Şirazi – Gülistan