PAYLAŞ

Osmanoğulları’nın dördüncü hükümdarı olan 1. Bayezid gerek Osmanlı kaynaklarında, gerekse Batı kaynaklarında isminden ziyade ”Yıldırım” lakabıyla anılır. Bazı Fransız yazarlar, bu lakabın yerine ”L’Eclair” yani ‘‘Şimşek” kelimesini kullanırlar. Sultanın daha şehzadeliği döneminden itibaren katıldığı savaşlarda gösterdiği cesaret ve süratli hareketlerinden dolayı kendisine verilen bu lakabın tam olarak ne zaman ve hangi vaka münasebetiyle kullanılmaya başlandığı hususunda farklı rivayetler vardır. Kimi yazarlar, 1. Bayezid’in ”Yıldırım” ünvanını almasını tahta geçer geçmez kardeşi Yakub Çelebi’yi katlettirmekteki süratine bağlarken, kimi yazarlar da sultanın 1397’de Karamanoğlu Ali Bey üzerine düzenlediği seferdeki cesur hareketlerine bağlarlar.

Bu konuda en eski ve kuvvetli rivayet ise 1. Murad’ın 1387’de Karamanoğulları üzerine düzenlediği ve Şehzade Bayezid’in de katıldığı seferde cereyan eden hadiselerle ilgilidir. İki devlet arasında Frenk Yazısı mevkiinde yapılan savaşta Osmanlı ordusunun merkezini 1. Murad, sol kanadını Şehzade Bayezid, sağ kanadını da Şehzade Yakub Çelebi kumanda etmişti. Osmanlı kaynaklarında, Şehzade Bayezid ve Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtaş Paşa’nın, gösterdikleri gayret ve kahramanlıklarla Osmanlılar’ın muharebe alanından gelip ayrılmalarını sağladıkları ve bu münasebetle şehzadeye ”Yıldırım” ünvanı, Kara Timurtaş Paşa’ya da vezirlik yanısıra Rumeli Beylerbeyliği’nin verildiği söylenir.

Yıldırım Bayezid’in bir yıl içinde Anadolu’dan Rumeli’ye yedi defa geçtiği rivayet edilir.

Sorularla Osmanlı İmparatorluğu – Erhan Afyoncu

 
 
 
 
 
   
 

PAYLAŞ