PAYLAŞ

Şehzade Mustafa hadisesi tabii ona bel bağlayanları çok derinden sarstı. Pek çok kimse bizzat Sultan Süleyman’ı değil de Hürrem Sultan, Rüstem Paşa ikilisini suçlamayı, sert sözlerle onları yermeyi, bunu şiir diliyle de ifade etmeyi tercih etti. Şehzade Mustafa, Amasya sancağında bulunduğu için iyi bir idareci olarak da tanınmıştı, merkezde karşı muhalif ekip de oyununu Mustafa üzerine kurmuştu. Bu ani idam hadisesi sebebiyle ona bağlanan ümitler kırılmış oldu. Oluşan inkisar hisleri daha o dönemde açık olarak dile getirildi. Sultan Süleyman’ın bu ağır eleştirilere sessiz kalmış olması da son derece manidardır. Dedikoduları dengelemek için Mustafa’yı Nahçıvan seferine giderken çağırıp yanına girdiği sırada boğdurtmuştu, sonra sefere devam etti, bu arada tepkileri bir ölçüde yatıştırmak için Rüstem Paşa’yı azletti, seferin ardından bir süre Amasya’da oğlunun şehzade olarak bulunduğu şehirde kışladı, Safevilerle anlaşmayı burada 1555’de icra etti, sonra payitahta döndü.

Bu arada Mustafa olayının sıcak tepkileri giderek soğumaya yüz tutmuştu. Anlaşıldığına göre Şehzade Mustafa iyi bir idareci ve askerdi, ama muhtemelen içine düştüğü oyunu iyi oynayamamıştı, bunda babasına karşı kendisinde oluşan büyük güvenin rolü olduğu muhakkaktır. Kendisinin fiziki olarak dedesi Yavuz’a benzediği konusunda kaynaklarda bazı vurgular yapılır, fakat minyatürlerine dikkat edilirse şehzadelerin sakallı olmaması lazım gelirken onun sakallı olarak resmedildiği, babasının yanında sakallı olarak bulunduğu ve sima itibarıyla da bu haliyle Yavuz Sultan Selim’e pek benzemediği görülür. Atak bir şahsiyeti bulunduğu ve bu açıdan dedesinin yolunda ilerlemek arzusunda olduğu söylenebilir. Fakat babası Sultan Süleyman’ın büyük atası 2. Bayezid’le kıyas bile kabul etmeyecek büyük bir gücün sahibi olduğunun farkında olamamışa benzemektedir.

Feridun M. Emecen

   
       
       

PAYLAŞ