Ey İnsan! kaf dağı kadar yüksekte olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma… Her şeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.

Bir gül kadar güzel ol; ama dikeni kadar zalim olma. Birine öyle bir söz söyle ki, ya yaşat ya da öldür; ama asla yaralı bırakma.

Biri gelir seni sen eder, biri gelir seni senden eder.

Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker tatlı tatlı emer, hazmeder. Gökteki ayın hilalden-dolunaya varması için zaman gerekir.

Hayat bu , bir bakarsın herşey bir anda son bulur. Hayat bu, son dediğin an herşey yeniden can bulur.

Niyet ettiklerim olmuyorsa, Ya hakkım değildir, Yada hakkımda hayırlı değildir.

Edep aklın tercümanıdır: İnsan edebi kadar akıllı, Aklı kadar şerefli, Şerefi kadar kıymetlidir.

Hüzün taze tutar aşk arasını, yaramdan da boşum yarimden de. Sevmeye layık olamayanı hatırlayarak değerli etme. Dönmek mi istiyor? Bir şans daha verme. Unutma sevgi yürekli olana yakışır.

Otunu, suyunu bilmediğin gönüllerde koyun gütme. Yoksa kaçırıcağın keçilere çobanlık yaparsın.

Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki; derin ve esrarengiz olan herşey susuyor. Anladım ki; susan herşey derin ve heybetli.

Diyorlar ki; dost acı söyler. Acıyı söyleyene dost denilmez ki. Seni sevmeyen acı söyler. Dostun sana söyleyeceği acı dahi olsa senin canını acıtmayacak şekilde tatlı dille söyler.

İlim üç şeydir: Zikreden dil, şükreden kalb, sabreden beden.

İnsanoğlunun edebten nasibi yoksa insan değildir. İnsan ve hayvan arasını ayıran edebtir.

Yaşarken anlayamadıkları değerleri öldükten sonra anlamanın kimseye faydası yok.

Sevdiğinizi dirileştirmenizin yolu; Hayatın tazeliğinde itiraf ve ifade etmektir.

Sen ol da ister yar ol ister yara, lütfun da başım üstünde kahrın da.

Güzel bir gülü, güzel bir geceyi, güzel bir dostu herkes ister. Önemli olan gülü-dikeniyle, geceyi-gizemiyle, dostu tüm derdiyle sevebilmektir.

Yolun ucunun nereye varcağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atıcağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Kalp ruha der ki: Ben severim, aşık olurum ama acısını nedense hep sen çekersin. Ruh da cevap verir: Sen yeter ki, sev.

Kır kalemin ucunu, bundan sonraki yolculuğumuz aşk yolculuğumuzdur. Aşkı kalem yazmaz ki; kitaplarda bulasın.

Kalp midir insana sev diyen, yoksa yanlızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek? Bir muma ateş olmak mı? Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

Anladım ki: İnsanlar susana korkak, görmezden gelene-aptal, affetmeyi bilene- çantada keklik sanıyorlar. Oysa ki; Biz istediğimiz kadar hayatımızdalar, gözyumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar.

Bir şey yap. Güzel olsun çok mu zor? O vakit güzel birşey söyle. Dilin mi dönmüyor? Öyle ise güzel birşey gör ve güzel birşey yaz. Beceremez misin? O zaman güzel birşeye başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü her insan ölecek yaşta.

Hayata tepeden bakarsan insanların sadece tepesini görürsün. Hayata daima insanlarla aynı mesafeden bak. O zaman insanların hem yüzünü hem kalbini görürsün.

Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun? Doğumun bir damla su. Ölümüm bir avuç toprak değil mi?

Bir kişi Allah’tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa. Allah ta onu başkasına muhtaç etmez.

Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim, Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne senin ki, Hakikat der ki: Ne sen varsın ne ben.

Kuralların olsun. Ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma.

Eğer Allah seni bana yazmışsa benden kaçışın yok. Lakin kader seni benden almışsa ağlamaya lüzum yok.

Düzenim bozulur hayatımın altı-üstüne gelir diye endişe etme. Nereden bilebilirsin ki, hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını.

Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil.

Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi dilediği gerçekleşmediğinde de şükrelerdendir.

Ya tam açıcaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmiyeceksin. Grisi yoktur aşkın, ya siyahı ya beyazı seçiceksin.

Bazen arkasına dönüp bakması gerekir insanın, nerden geldiğini unutmaması için.

Şeytanda insandaki özelliklerin birisi hariç hepsi vardır. Şeytanda eksik olan tek nimet: Aşk. Şeytanın insanı çekememesi aşksızlığındandır.