Timur, Urgenç’i kuşatmıştı. Daha kuşatma gereçleri ve mancınıklar şehir surlarının etrafına yığılıp, yakıp yıkmaya yeni başlamışken şehrin yöneticisi Yusuf Sufi ümitsizlikten çılgın bir halde, Timur’a bir mesaj gönderdi. ”Neden tüm dünya iki adam yüzünden mahvolsun? Neden dini bütün bu kadar Müslüman, bizim kavgamız yüzünden yok olsun? En doğrusu, bizim ikimizin er meydanında karşı karşıya gelip yiğitliğimizi ispat etmemiz.” Bu karşılaşma için bir yer ve zaman da önerilmişti. Her ne kadar sağ tarafı aksak da olsa, bu en büyük zevki dövüşmek olan bir adama yapılmaması gereken düşüncesizce bir teklifti. Timur daveti kabul etti. Parça parça ve metodik bir şekilde düello zırhını kuşandı. Kabartmalarla işli yuvarlak kalkanı sol kolunda asılıydı. Sol kalçasından aşağı uzun, kıvrık kılıcı sallanıyordu. Ancak atına atladıktan sonra, karalı sarılı miğferini taktı. Bir felaketten korkan emirleri etrafını sarmış, bu kadar cüretli bir işe kalkışmaması için ona yalvarıyordu. Şahsi cesaret sergilemeye gerek olmadığını söylüyorlardı. Savaş alanında çarpışmak onların göreviydi. Yaşlı emir Seyfeddin Nukuz öne atılarak atının dizginlerini kavradı ve hükümdara uyarıda bulundu. Timur hiçbir itiraza kulak asmıyordu. Hizmetlisine vuracakmış gibi yapıp, elinden kurtuldu. Toplu haldeki emirlerine son bir defa baktı; atını müthiş bir kişnemeyle şaha kaldırarak öne doğru mahmuzladı ve geride kalan korku içinde adamlarını, kaldırdığı toz dumanında öksürüğe boğarak, hendekli kent Urgenç’e doğru dörtnala uzaklaştı.

Sadece birinin, attığı bir tek isabetli okla öldürülebileceği sayısız okçunun inanmaz bakışları altında, Timur şehrin surları önünde durup, geldiğini bildirdi. Yusuf’un davetine icabet etmişti. Karşı taraftan çıt çıkmıyordu. Yusuf, kuşatmanın en kızıştığı anda, Timur’a meydan okumuş, ama onun kalkıp geleceğine hiç ihtimal vermemişti; fakat işte yalnız, korumasız, karşısındaydı. Bu yiğitlik, cesaret ve gözükaralığın daniskasıydı. Adamları önünde rezil olan Yusuf, korkudan en dip odalara saklanmıştı. Timur kale duvarlarına yığılmış, dizi dizi okçu saflarına doğru nefretle başını kaldırdı. ”Her kim ki sözünden döner, ölümü hak eder!” diye bağırdıktan sonra dönüp gitti. Boş düzlükte uzanan kuşatma alanını geçtikten sonra adamları tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Eğer duyduysa düşmanının son sözleri Yusuf’un aklından hiç çıkmamış olsa gerekir. Çünkü sonraki son üç ay içinde hastalanıp öldü. Civardaki ovalardan çekirge sürüsü gibi kente ilerleyen Timur’un güruhu, buradaki taşra eyaletlerini yağma etti. Refah kenti Urgenç artık Timur’undu!
______________________________
Justin Marozzi, Timurlenk, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2018, s. 98, 99.

 

Loading...
PAYLAŞ