Mekke’nin fethinden sonra, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Hz. Hamza’nın katili Vahşi bin Harb’e haber göndererek, onu İslam’a davet etti. Vahşi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme şu haberi gönderdi:

-“Ey Muhammed! Sen beni İslam’a nasıl davet edersin? Hâlbuki senin söylediğine göre, adam öldüren veya Allah’a ortak koşan veya zina eden bir kimse, günahlarla karşı karşıya gelir. Onun için kıyamet gününde azap kat kat verilir. O azapta, rezil ve zelil olarak kalır. Ben ise bütün bunları yaptım. Acaba benim için bir ruhsat var mıdır?”

Bunun üzerine, Allah-u Zülcelal, Furkan Suresi’nin şu ayetlerini nazil etti: “Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışlarda bulunanlar başka; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.” [Furkan: 70}

Bunları duyan Vahşi: “Ey Muhammed! Ancak tevbe eden, iman eden, salih amel işleyenleri istisna eden şart şiddetli bir şarttır. Belki de ben buna güç yetiremeyeceğim.” Diye, haber saldığında,

Allah-u Zülcelal Nisa suresinin şu ayetlerini nazil etti: “Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise dilediği kimseler için bağışlar Ve mağfiret buyurur. Her kim, Allah’a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.” (Nisa; 48}

Yine, Vahşi bin Harb şöyle haber gönderdi: “Ey Muhammed! Görüyorum ki bu da Allah’ın isteğinden sonra olur. Bilmiyorum, Allah beni affeder mi, affetmez mi? Bundan başkası var mıdır?”

Bunun üzerine Allah-u Zülcelal, Zümer suresinin şu ayetlerini nazil etti: “De ki; ‘Ey nefisleri aleyhine ileri gitmiş olan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz, Allah tüm günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.” (Zümer; 53)

Vahşi bin Harb, bunları duyunca: “Evet” dedi ve müslüman oldu Halk: “Ey Allah’ın Resulü! Vahşi’ ye isabet eden bize de isabet etmiştir. Yani, bizler de onun gibi günah işlemişizdir” dediler.

Bunun üzerine, Hz.Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu. “Bu ayetin muhatabı, sadece Vahşi değil, bütün Müslümanlardır.’ (Taberani)