Halk arasında şu hikaye de çok anlatılır: Bir camide vaiz kürsüde vazediyor. Cemaat arasında Hızır da var, ama kimse bilmiyor. Tam onun yanına birisi gelip oturur. Vaiz güzel şeyler anlatmaktadır. Yeni gelen adam bir müddet sonra uyuklamaya başlar, başı düşer, ha uyudu ha uyuyacak. Pek de cami adabına uygun olmayan bir görüntü. Hızır adamı dürter:

-Kendine gel uyuyacaksın, der. Adam:

-Hayır uyumam, beni rahat bırak.

Hızır peki der. Fakat adam kendinden geçmek üzeredir, bir daha dürter:

-Kardeşim uyumak üzeresin, der. Adam biraz sertçe:

-Ben de sana uyumam, beni rahat bırak diyorum. Yoksa, senin Hızır olduğunu söylerim, buradan çıkamazsın.

Hızır susar, şaşırmıştır. Hak Taala’ya yönelerek:

-Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun kim olduğumu nasıl bildi? Oysa bana bildirdiğin listede bunun ismi yok. Cenab-ı Hak’tan cevap gelir:

-Sana verilen listede beni sevenlerin ismi var. O kulum ise benim sevdiklerimdendir, onları benden başkası bilmez.

Evet, Hızır kendiliğinden bir şey bilmez ve yapamaz. Ancak Allah’ın bildirdiklerini bilir ve O’nun verdiği güçle tasarrufta bulunur. Şu ifade kudsi hadis olarak kabul edilir. ”Kubbelerim altında öyle velilerim vardır ki, onları benden başkası bilmez.”

Tarihi Tasavvufi Menkıbeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz