Önüne geçilmez… Çünkü Targutay adlı, kendisi de çakır gözlü Burçikinlerin soyundan gelen bir savaşçı, kendisini Güney Gobi’nin hakimi olduğunu ilan etmişti. Targutay, Moğollara düşman bir kabile olan Tayciyutların reisi idi.

Bu adam, Timuçin’in taraftarlarından ekserisini kendi bayrağı altında sıralamaya ikna etmiş ve ihtiyar bir kurdun sürünün başına geçmeye hazırlanan bir yavruyu öldürmek üzere kovalaması gibi, genç Moğol Hanı’nı gözlemeye başlamıştı. Hiçbir haber verilmeden av başladı. Süvari kıtaları, dört nala Moğolların çadırlar şehri ordu’ya geldiler ve bazıları, otlayan sürüleri dağıtmak üzere etrafa yayıldılar. Bizzat Targutay, bayrağın dalgalandığı çadıra doğru yöneldi.

Timuçin ve arkadaşları, savaşçıların saldırısı karşısında firar ettiler.

Houlen (annesi) güvenlikteydi, Targutay Timuçin’i arıyordu.

Timuçin’in yedek hayvanı olmadığı için onu yakalayacaklarından emindiler. Timuçin , gizlenmeye elverişli bir dağa doğru yoluna devam etti.

Orada günlerce kaldıktan sonra, açlık öylesine dayanılmaz bir hal aldı ki, Tayciyutlarla burun buruna gelme riskini göze alarak saklandığı yerden çıktı. Kendisini gördüler, yakaladılar ve boynuna, omuzları üzerine yerleştirilen ve iki ucu esirlerin bileklerini sıkıştıran ”kang” isimli tahta boyunduruk vurulmasını emreden Targutay’ın huzuruna götürdüler.

Cengizhan – Harold Lamb

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz