Timuçin çok geçmeden kadim Han’ın dostluğuna müracaat etti. Kuzeydeki yaylalardan apansız inen, tehlikeli bir kabile. Moğol ordugahını yağma etmişti. Soyları tundra bölgesinin yerlilerine dayanan bu hakiki barbarlar, insanların köpekler veya sırtlanlar tarafından çekilen kızaklarla yol aldığı ”buzlar altındaki beyaz memleket’in halkı Merkitler idi. Çetin cengaverler oldukları şüphe götürmeyen bu adamlar, on sekiz sene evvel Timuçin’in babasının Houlen’i düğün alayından kaçırdığı adama taraftar idiler. Çok muhtemel ki kinlerini unutmamış idiler. Geceleyin geldiler ve genç Han’ın ordu’sunu alev saçan meşalelerle ateşe verdiler. Timuçin, bir at bulup oklarıyla kendisine yol açarak kaçmaya muvaffak oldu fakat Börte yağmacıların eline düştü.

Kabile adetlerini tatmin için kadını, Houlen’i kaybeden adamın akrabasından birine verdiler.

Gel gelelim bu kuzeyli cengaver, Moğol’un karısından uzun süre faydalanamadı. Merkitlere saldırmak için yeterli sayıda adamı olmayan Timuçin, gidip babalığı Ong Han’ı buldu ve Kerayitlerin yardımını niyaz etti. İsteği derhal kabul olundu ve Moğollarla Kerayitler, mehtaplı bir gecede yağmacıların şehirleri üzerine çullandılar.

Vakanüvis sahneyi şöyle tarif ediyor: ”Timuçin kaçırılan karısının ismini bağırarak atını perişan çadırların etrafında koşturur. Börte, onun sesini işitince koşarak kendini dışarı atar ve kendini tanıtmak için Timuçin’in atının dizginini yakalar. Genç Moğol yere atlar ve arkadaşlarına: ”Aradığımı buldum!’ diye bağırır. Börte’nin çocuğunun kendi oğlu olup olmadığından asla emin olamaz. Bununla beraber karısına bağlılığı aşikardır ve bu çocukla Börte’nin doğurduğu diğer  evlatları arasında hiçbir fark gözetmez.”

Cengiz Han – Harold Lamb




CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here