İslam tarihiEbu Cehil başkanlığında bir cumartesi günü toplandılar. Necid’li bir...

Ebu Cehil başkanlığında bir cumartesi günü toplandılar. Necid’li bir ihtiyar kılığına giren İblis de aralarındaydı. İblis’in toplantıya katılması şöyle oldu:

-

İbni İshak şöyle der:

”Kureyş kafirleri Ashab-ı Kiram’ın hicret edeceğini ve Peygamber Efendimiz’in taraftarlarının arttığını görünce ondan korkmaya başladılar; zira bu taraftarların bir gün onlarla savaşacaklarını biliyorlarlardı. Bunun üzerine Kusay bin Kilab’ın evi olan Dar’un Nedve’de toplandılar. Toplantılar genelde bu evde yapıldığı ve kararlar bu evde alındığı için buraya böyle isim vermişlerdi. Kureyşilerin dışında, kırk yaşına ulaşmamış kişiler bu toplantılara katılamazdı. Ebu Cehil başkanlığında bir cumartesi günü toplandılar. Bundan dolayı da cumartesiye hile ve aldatma günü dendiği rivayet edilir.

Necid’li bir ihtiyar kılığına giren İblis de aralarındaydı. İblis’in toplantıya katılması şöyle oldu: Toplantı başlamadan önce ipek cübbeli, gösterişli bir ihtiyar kılığında kapıda beliriverdi. Kafirler ”Bu da kim? dediler. İblis:

”Necid’liyim. Toplandığınızı duydum; ne konuşacağını ve hangi kararları alacağınızı duymaya geldim. Bu arada birkaç fikir ve tavsiye de bulunabilirim” dedi.

”İçeri girebilirsin” dediler Böylece toplantıya katıldı. İçeride Peygamber Efendimiz hakkında görüş bildiriyorlardı. Yüz kişiydiler; bir rivayete göre on beş kişiydiler. İçlerinden -daha sonra Bedir’de kafir olarak öldürülen- Ebu’l-Buhteri ortaya şöyle bir teklif attı:

”Onu demir parmaklıklar ardına hapsedin, üzerine de kapıyı kilitleyin. Sonra daha önce bu şekilde yapılıp da ölen şairler gibi ölmesini bekleyin.”

Necid’li İhtiyar hemen araya girerek şöyle der:

”Bu fikir isabetli olmaz; Allah’a yemin olsun ki, siz onu demir parmaklıklar ardına hapsederseniz dostları baskın düzenliyerek onu kurtarır; elinizden alırlar. Sonra daha da çoğalarak geri döner ve size galip gelirler. Bu yüzden bence bu görüş isabetli değil, başka bir yol düşünün.”

Esved bin Rabia bin Amr el-Amiri şöyle bir teklifte bulunur:

”Onu aramızdan çıkartarak, beldemizden sürgün edelim, istediği yere gitsin. Orada ne yaparsa yapsın, bizi ilgilendirmez.”

Necid’li yine araya girer ve şöyle der:

”Allah’a yemin olsun ki bu da isabetli bir görüş değildir. Yahu, ne güzel konuştuğunu, çok akıllı olduğunu ve insanların kalbini nasıl fethettiğini görmüyor musunuz? Allah’a yemin olsun ki, bunu yaparsanız bir Arap kabilesine yerleşir; sözleriyle oradaki insanları etrafına toplar ve size karşı kışkırtır. Sonra gelir elinizdeki her şeyi sizden alır ve size istediği her şeyi yapar. Başka bir çare düşünün” derim.

Bunun üzerine Ebu Cehil söz alır ve şu görüşü ortaya atar:

”Allah’a yemin olsun ki benim sizinkilerden çok farklı olan bir görüşüm var: Şöyle düşünüyorum, her kabileden güçlü, atılgan ve cesur bir genç bulacaksınız, her birinin eline keskin bir kılıç vereceksiniz, hepsi birden üzerine atlayıp bir adam vuruyormuş gibi vurarak onu öldürecekler ve ondan sonsuza dek kurtulmuş olacağız. Tüm kabileler suç ortağı olacağı için Abdi Menafoğulları hepsiyle savaşmaya cesaret edemez. Biz de onun diyetini veririz, olay böylece hallolur.”

Necid’li yine söz alır ve:

”Bu görüş çok isabetli, bence tek çıkar yol budur” der. Böylece Peygamber Efendimiz’i öldürmek üzere görüş birliğine vararak oradan dağıldılar. Bu sırada Cebrail Peygamber Efendimiz’e gelerek:

”Bu gece, her zaman yattığın yatağına yatma” dedi.

Gece olunca Peygamber Efendimiz’in kapısının önünde sessizce toplandılar. Uyuyuncaya kadar onu gözetleyip sonra üzerine çullanacaklardı. Peygamber Efendimiz Hz Ali’ye yatağına yatıp uyumasını emretti Hz Ali, Peygamberimizin cuma ve bayram günlerinde giyeceği yeşil hırkasını üzerine alarak yatağa yattı. Böylece Hz Ali, hayatını ortaya koyarak Peygamberimizi koruyan ilk kişi oldu. Bu konuda Hz Ali şöyle bir şiir söylemiştir:

Canımla korudum, toprağa basan en hayırlı kişiyi,

Beyt-i Atik’i ve Hacerül Esved’i tavaf edeni,

Allah Resülünü, ki kafirlerin tuzağından korkmuştu,

Gerçekte onu bu tuzaktan Allah korudu,

Allah Resülü emin olarak sabahladı mağarada,

Yüceler Yücesi’nin koruması altında,

Ben, bana yapacaklarını düşünerek geçirdim, geceyi,

Ölüme ve eserati adamıştım, kendimi.

Pusu kurdukları gece Peygamber Efendimiz kapıdan çıkarak onların yanından geçti. Allah Teala onların gözünden görme duyularını kaldırdığı için hiçbiri onu fark edemedi. Efendimiz elindeki toprağı onların üzerine attı ve şu Ayet-i Kerimeleri okudu:

Yâ Sîn. ﴾1﴿ (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. ﴾2-4﴿ Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. ﴾5-6﴿ Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler. ﴾7﴿ Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. ﴾8﴿ Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler. ﴾9﴿ Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. ﴾Yasin 9)

Efendimiz bu Ayet-i Kerimeleri okuyarak aralarından geçip gitti. Bir müddet sonra biri geldi, orada bekleyenlere: ”Burada ne bekliyorsunuz, böyle?’‘ diye sordu. ”Muhammed’i bekliyoruz!” dediler. O kişi de: ”Allah sizi hayal kırıklığına uğrattı. O sizin aranızdan geçip gitti, bunu yaparken de başınızın üzerine toprak serpti. Başınızın üstündekini görmüyormusunuz?” dedi. Onlar ellerini başlarının üzerine götürdüklerinde başlarındaki toprağı o zaman fark ettiler. Toprağı görünce hemen fırlayıp eve daldılar ve yatakta Peygamberimizin hırkasına sarılı halde yatan Hz Ali’yi buldular: ”İşte Muhammed! Üzerinde hırkası var uyuyor!” Bu düşünce ile sabaha kadar yanında beklediler, sabah olup yataktan Hz Ali kalkınca afalladılar ve ”Gece yanımıza gelen adam doğru söylemiş” dediler. Bunun üzerine şu Ayet-i Kerime nazil oldu:

”Hatırla ki, kafirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.”

Bu olaydan sonra Allah Teala, Peygamber Efendimiz’in Medine’ye hicret etmesine izin verdi

İmam Gazali – Kalplerin Keşfi

 

REKLAM

Mutlaka Okumalısınız

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Murad Paşa’yı bozguna uğratmanın sevinciyle hemen bir eğlence tertip ettirdi. Bu eğlence sırasında Uzun Hasan şevke gelip kızgın bir şekilde...

Otlukbeli Savaşı'ndan önce Rumeli Beylerbeyi Has Murad Paşa Akkoyunlularla girdiği mücadeleyi kaybedince Osmanlı Devleti'nin ileri gelen beylerinden Turhan Bey'in oğlu Ömer Bey, Hacı Bey,...

Eski Türklerde kadının yeri neydi? – Kadının yeri devlet idaresinde

Kadının yeri devlet idaresinde Kağanın yer alabilecek kadar etkindi. Mesala Sabarlar'da Boğarık diye kadın hükümdar vardı. Mirastan pay alırlardı. Eski Türklerde kızlar futbola benzer...

Türkler anayurtlarından neden ayrıldılar? – Proto-Moğollar’dan, Kıtaylar’ın 924’te Orhun havalisine

Proto-Moğollar'dan, Kıtaylar'ın 924'te Orhun havalisine hakim olmalarıyla birlikte, bu bölgedeki Türk boyları birbirlerini sıkıştırarak batıya doğru göçetmeye başladılar. 1027 yılına gelindiğinde artan Kıtay baskısı...

Bir gün Şeytan bir hekim suretinde görünerek Hz Eyyub’ün hanımına bir ilaç verir. Bunu öğrenen Hz Eyyub:

''Eline bir demet sap al ve onunla (eşine) vur da yeminini bozma!'' Gerçekten biz Eyyub'u sabırlı bulduk. O, ne iyi bir kuldu, daima Allah'a...

Cennet ehlinin en az rütbesinin mükafatı

Cennet ehlinin en az rütbe ve derecelisi, seksen bin hizmetçisi ve yetmiş iki bin zevcesi olan kimsedir ki, ona Cabiye ile San'a arasını (kapsayacak)...

REKLAM

REKLAM