Altın yaldızlı birkaç çiviyi yerlerinden çıkardılar ve altın kulplarından tutarak tabutun kapağını kaldırdıklarında Tutankamon’un mumyası nihayet karşılarındaydı.

18 yaşında ölmüş olan genç ve yakışıklı Firavun’u devrin şairleri ”Tanrı” diye tanımlarken, Papazlar da ona ”Tanrı aşığı”, halk ise ”Tanrı’nın aracı” diyordu.

Tutankamon’un mezarı bulunup açıldı ama, görevliler adete onun lanetine uğradılar. Mumyanın ortaya çıktığı gün boğucu bir sıcak altında saatlerce çalışmış olan Carnarvon ile Carter daha fazla dayanamayarak beraberindeki ziyaretçilerle birlikte kendilerini temiz hayava zor attılar. Carnarvon henüz dışarı çıkmıştı ki, elini sol yanağına götürmesiyle yüzünü acı ile buruşturması bir oldu. Onu bir sinek ısırmıştı. Fakat şu zafer saatlerinde buna aldırış edilmezdi.

Ertesi gün çalışmalara tekrar başlandı. Sıra şimdi mumyayı saklayan örtülerin açılmasına ve mumyanın kendisinin çıkarılmasına gelmişti. Bu uzun ve ince bir işti. Çalışmalar sürerken bir yandan da ejiptologlar mezarın içindeki hiyeroglif yazılarını okumaya çalışıyorlardı. Bu yazılardan biri, özel bir şekilde süslü olarak yazılmış ve şöyle diyordu:

”Firavunu rahatsız edecek kimseye, ölüm kanatlarıyla dokunacaktır”.

Oradakiler bu sözlere çokça gülüp geçtiler. Fakat içlerinde gülmeyen tek kişi Carnarvon’du.

Carnarvon büyük keşfini yaptığı gün akşamı yatağa düştü.Sinek ısırığı birdenbire akıl almaz derecede büyümüştü; vücudunu cayır cayır yakıyordu. Müthiş bir ateş onu yiyip bitiriyordu, doktorlar hiçbir şey anlamıyordu. Elmacık kemiğinin altında bir çıban belirmişti. Eridikçe eriyordu. Ölüm sanıldığından erken gelmişti. İşin garibi Carnarvon’un öldüğü gün ve saatte İngiltere’deki evinde bulunan köpeği de birkaç kez acı acı uluduktan sonra ölmüştü.

Bu sırada Carter çalışmalarına devam ediyordu. Çalışmaları sırasında som altından mahfaza içindeki mumyanın yüzünü ve omuzlarını örten altın maskeyi kaldırdığı vakit kralın gerek yüzünün ve gerekse ellerinin hiç bozulmadan kaldığını görmüştü. Kralın başıyla elleri ve ayakları altın kılıflar içindeydi. Ne var ki, Carter bundan sonra kralın başındaki keten sargılar çözüldüğünde sol elmacık kemiğine gelince, yüzünün tam burasında Carnarvon’u öldüren yaranın tıpatıp bir benzerini taşıyordu.

Carnarvon’un ve köpeğinin bu sıra dışı ölümü, mumyanın laneti düşüncesini gündeme getirdiğinden kazıya katılanlar arasında bir panik havası doğmuştu. Herkes bunların bir rastlantı olabileceğini düşünürken aynı yıl kazıya katılanlardan Amerikalı Arkeolog Arthur Mace ile arkadaşının Carnarvon gibi halsiz ve yüksek ateş sonucu ölmesi üzerine bazı çevrelerde lanet, ciddi ciddi tartışılmaya başlandı. Bu sırada Carnarvon’un eski dostlarından, iş adamı George Jay Gould Mısır’a gelerek Krallar Vadisi’nde Tutankamon’un mezarını ziyaret ettikten birkaç gün sonra, yüksek ateşle seyreden bir hastalık sonucu öldü. Bir süre sonra Tutankamon’un mumya sargılarını kesen ve rötgen filmlerini çeken Archibald Douglas da diğerleri gibi öldü. Ölenlerde hastalık belirtileri hep aynıydı ve hiçbirine de kesin teşhis konulamamıştı.

1929 yılına kadar kazı ile uzaktan yakından ilgisi olan 22 kişinin, benzer rahatsızlık belirtileri sonunda ölmesi lanet tartışmalarının günümüze kadar uzanmasına neden oldu.

Tarihi Sırlar ve Efsaneler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here