İşte bu sebeple Hz Salih, onlara şöyle dedi:

”Ey kavmim! İşte size bir mucize olarak Allah’ın dişi devesi! Onu serbest bırakın, Allah’ın otlaklarında otlasın. Ona kötü  bir maksatla dokunmayın, sonra sizi azap yakalar!” (Hud 64)

Hz Salih, bu deveyi, büyüklük ve yücelik bakımından ”Allah’ın evi”, ”Allah’ın kulu” gibi Yüce Allah’a nispet etti.

Anlaşmaya varıldı. Buna göre bu deve, Semud halkının arasında dolaşacak, topraklardan istediği yerde otlayacak, gün aşırı suyun başına gelip içecekti. Sırası geldiğinde kuyu başına gelip suyunu içecekti. Onlar da su içerlerken, ertesi gün de kendilerine lazım olacak suyu önceden tedarik ediyorlar, ayrıca kendilerine yetecek kadar o devenin sütünü de içiyorlardı. Bu sebeple Hz Salih, onlara şöyle dedi:

”Salih dedi: ‘İşte dişi bir deve! Su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizin!” (Şuara 155)

İşte bu sebeple de Yüce Allah şöyle buyurdu:

”Biz onlara, kendilerini sınamak için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet  ve sabırlı ol! Onlara suyun, aralarında paylaştırılacağını haber ver. Her biri, kendi içme sırasında gelip suyunu alsın!” (Kamer 27-28)

Bu durum uzun müddet devam edince, Semud halkının bilginleri bir araya geldiler; belasından kurtulup  rahatlarını bulsunlar ve bol suya sadece kendileri sahip olsunlar diye deveyi kesmeyi kararlaştırdılar. Şeytan da yapacakları bu işi kendilerine hoş gösterdi.Yüce Allah bununla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

”Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar. ‘Ey Salih, dediler. Eğer sen gerçekten peygamberlerden isen, tehdit ettiğin azabı bize getir,bakalım!” (Araf 77)

Deveyi öldürme işini onlardan üstlenenlerin lideri Kudar bin Salif bin Cenda idi. Bu kişi, sarışın ve mavi gözlüydü. Veled-i zina olup Salif’in yatağında doğduğu söylenir.O, Siyban adında bir adamın oğludur. Kudar’ın deveyi öldürmesi, onların hepsinin görüş birliğiyle olmuştu. Dolayısıyla onların hepsinin, suçun tümüne nispet edilişi de işte bu sebepten ötürüdür.

İbn Cerir et-Taberi ile müfessir  alimlerinden birçoğu  derler ki: ”Semud kavminden iki kadın vardı. Bunlardan biri,Mahya bin Züheyr bin el-Muhtar’ın kızı ”Saduk” idi. Bu kadın, soylu ve maddi gücü olan biriydi. Müslüman bir erkeğin nikahı altındaydı. Kocasından boşandı. Amcasının oğlu Masra’yı çağırdı ve ona; ”Salih’in devesini kesme” şartıyla kendisini ona sundu.Bu iki kadından diğerinin adı  ise ”Anize” idi. Bu da Guneym bin Miclez’in kızıydı. ”Ümmü Osman” adıyla küneyelenmişti. Bu kadın, kafir ve yaşlı birisiydi. Halkın liderlerinden biri olan Züab bin Amr’dan, kızları vardı. ”Dişi deveyi kesme” karşılığında dört kızından dilediğini kendisine vereceğini Kudar bin Salif’e teklif etti.

Bunun üzerine bu iki genç Hz Salih’in devesini boğazlama işini benimsediler. Kavimleri arasında bunun propagandasını yaptılar. Derken kendilerine yedi kişi daha katıldı.Böylece dokuz kişi oluverdiler.

Bunlar kabilenin geri kalan adamlarına giderek dişi deveyi kesme işini onlara güzelce propagandasını yaptılar.İnsanlar da bu propagandasına icabet ettiler ve onlara uyum gösterdiler.

Artık deveyi gözetlemeye başladılar. Deve, su içmekten geri dönünce pusuya yatmış olan Masra, arkadaşlarını teşvik etmek için deveye bir ok attı. Bu sırada kadınlar gelip deveyi öldürmeden geri durmama hususunda kabileye serzenişte bulundular.Onları buna teşvik etme hususunda yüzünde endişe oluşmuştu. Kudar bin Salif, onların en hızlısıydı. Deveye bir kılıç darbesi indirdi; dizini kırıp kemiğini ortaya çıkardı. Deve yere yıkıldı ve yüksek sesle böğürdü.Bu böğürüşüyle yavrusunu uyarıyordu. Sonra Kudar bin Salif, ikinci darbeyi hayvanın boynuna vurup kesti. Devenin yavrusu, onun karnından çıktı, geçit vermez yüksek bir dağa çıktı ve orada üç defa böğürdü…”

”Devenin yavrusu:

-‘Ey Rabbim! Annem nerede?’ demiş, sonra da bir kaya kovuğuna giderek orada kaybolmuş.

O yavrunun o caniler tarafından takip edilip boğazlandığını söyleyenler de olmuştur.

Yüce Allah konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

”Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar. ‘Ey Salih, dediler. Eğer sen gerçekten peygamberlerden isen, tehdit ettiğin azabı bize getir, bakalım!” (Araf 77)

Derken o deveyi kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: ”Yurdunuzda üç gün daha yaşayın!” Bu, yalanlanamayacak olan kesin bir sözdür. (Hud 65)

İbn Kesir – Peygamberler Tarihi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here