Önceden Belh şehrinin padişahıyken kırk altın kalkanlı asker, tantana ile önünde ve kırkı da ardından giderlerdi.

Bir gece sarayında yatarken, damının üzerinde bir gürültü duydu. ”Nedir?” diye seslendi. ”Deve arıyorum” sadasına ”damda deve bulunur mu?” deyince cevap geldi: ”Ey gafil, Allah’ı atlas döşekler içindemi isterler?” sözünü işitince içine ateş düştü.

Sabaha kadar uyumadı. Müteessir olarak tahta oturdu. Devlet büyükleri ve askerleri gelip el bağladılar, ani olarak heybetli bir zat kapıdan girip tahtın yanına geldi! Kimse bir şey söylemedi. Diller tutuldu. İbrahim: ”Çekil bu saray benimdir, sen deli misin ki buraya geldin” deyince o: ”Kervansaraydır. Senden önce kimindi” dedi. Babamın idi. Daha evvel dedelerimindi.” ”Bunlar ne oldular?” ”Öldüler” cevabına: ”İşte benim dediğim. Kervansaray değil midir ki birisi gelir, birisi gider?” dedi. O zat Hızır (a.s) idi.

OKU
Süleyman Peygamber Allah-u Teala Hazretlerine der ki: -Ya Rabbi! Bu fukaranın salihlerini böyle seversin. Ahirette bunlara ne türlü mertebe ve rütbe verirsin ya Rabbi, bunu bana bildirir misin? Hak Teala buyurdu ki:

İbrahim Bin Edhem bu hali görünce derdi çoğaldı. Hayret içinde ”atları hazırlayın ava gidelim, belki teselli olurum” dedi. Sahraya çıktılar. Ne yaptığını bilemiyordu, gezerken maiyetinden ayrıldı. Giderken ”uyan” diye bir ses işitti. Duymamazlıktan geldi. Yine ”uyan” denildi. Üçüncüde ”ölmeden evvel uyan” sesi geldi.

Bunu işitince hemen dünyadan el çekti. Atını ileri sürdü. Önüne bir geyik çıkıverdi. Birden arzusu geyiği avlamak oldu. Fakat geyik dile gelip ”Ya İbrahim! Hak Teala Hazretleri seni av avlamak için mi getirdi? Başka işin yok mudur?” dedi. Bu sözü düşünürken ”sen avlamak için yaratılmadın” diye bir ses geldi, bu ses onu titretti. Şevki arttı, gözüne melekler göründü. Ağlamaya başladı. O kadar ağladı ki elbisesi ıslandı. Canu gönülden tevbe etti. Böylece giderken kendi adamlarından bir çobana rastladı. Çobanın keçe takkesini ve kepeneğini giydi. Koyunları çobana bağışladı. İbrahim’in bu halini melekler seyrediyorlardı.

OKU
Hz İsa bir dağın tepesinde namaz kılıyordu. Derken İblis, ona gelip:

”Padişah elbisesini çıkarıp, cennet cemalullah aşkıyla ahiret elbisesini giydi” dediler.

Tezkiretül Evliya – Feridüddin Attar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

*

code