PAYLAŞ

Abdullah İbn Abbas ile Süddi’nin  (şöyle dedikleri) nakledilmiştir:

”Karun, fahişe bir kadına mal verip ona; insanların ileri gelen bir topluluğu arasında iken Hz Musa’ya: ‘Doğrusu sen, bana şöyle şöyle yaptın!’ demesini istedi. Denilir ki: Bu kadın, gelip bunu (insanların içerisinde Hz Musa’ya) söyledi. Bunun üzerine Hz Musa korkudan titremeye başladı. İki rekat namaz kıldı. Sonra kadına yönelip ona yemin etmesini isteyerek: ‘Bunu yapmaya seni sevk eden kişi kimdir? Bunu yapmana sebep nedir?’ diye sordu. Kadın da böyle yapmaya kendisini Karun’un sevk ettiğini söyledi. Kadın tevbe edip Allah’tan bağışlanma diledi. Bu sırada Hz Musa, Allah için secdeye kapandı ve Karun’un aleyhine Allah’a dua etti. Yüce Allah da, ona: ‘Doğrusu Ben, Karun hakkında sana itaat etmesi için yere emrettim!’ diye vahyetti. Bunun üzerine Hz Musa, Karun’u ve evini yutması için yere emir verdi. (Emredilen) bu durum da, gerçekleşti. Yine de Allah doğrusunu daha iyi bilir.

Denildi ki: Karun süslenip kavminin karşısına çıkınca, kalabalık çevresiyle, katırlarıyla ve üzerindeki giysileriyle birlikte Hz Musa’nın meclisinin olduğu yere geldi. Bu sırada Hz Musa kavmine, Allah’ın kafirleri helak ettiği günleri anlatıyordu. Karun’u(n debdebe içerisinde gelişini) gördükleri zaman birçok kişinin yüzü ona döndü ve ona bakmaya başladılar. Hz Musa, Karun’u çağırıp ona:

-Bunu yapmaya seni sevk eden şey nedir?’ diye sordu. Karun da:

-‘Ey Musa! Eğer sen, peygamberlikle bana üstün kılınmışsan doğrusu ben de mal ile senden üstün kılınmış durumdayım. Eğer istersen çıkarsın, bana beddua edersin, ben de sana beddua ederim!’ dedi.

Bunun üzerine Hz Musa çıktı, Karun da  kavmi içinde çıktı. Hz Musa, Karun’a:

-‘(İlk önce) sen mi dua edeceksin, ben mi dua edeyim!’ dedi. Karun da

-(İlk önce) ben dua edeceğim!’ dedi.

Karun, Hz Musa’ya beddua etti. Fakat Hz Musa hakkında yaptığı bedduada Karun’a icabet olunmadı. Hz Musa, Karun’a:

-‘Dua edeyim mi? dedi. Karun da:

-‘Evet (dua et) dedi. Hz Musa:

-‘Allah’ım! Bugün bana itaat etmesi için yere emret!’ şeklinde dua etti. Yüce Allah da, ona:

-‘Doğrusu ben bunu yaptım!’ diye vahyetti. Bunun üzerine Hz Musa:

-‘Ey yer! Onları (yani Karun’u ve beraberindekileri) tut!’

Bunun üzerine yer, onları ayaklarına kadar yuttu. Sonra Hz Musa:

-‘Onları tut!’ dedi.

Yer, onları dizlerine kadar yuttu. Sonra yer, onları omuzlarına kadar yuttu. Sonra Hz Musa, yere:

-‘Onların hazinelerini ve mallarını toplayıp (bir araya) getir!’ dedi.

Bunun üzerine yer, onların hazinelerini ve mallarını (toplayıp bir araya) getirdi. Öyle ki onlar, (bu duruma bakakaldılar. Sonra Hz Musa eliyle işaret edip:

-‘Haydi gidin, ey Levioğulları!’ dedi.

Artık yer, onları tamamen yuttu.

Katade’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: ”Onlar, kıyamet gününe kadar her gün bir adam boyu yere batırılıyorlar.

Karun’un başına gelen yere batırılma, mallarının yok olması, sarayının harap olması, kendisinin, ailesinin ve taşınmaz mallarının helak olması gerçekleşince ona verilen şeylerin aynısını temenni eden kimseler, pişman oldular. Dilediği gibi kullarının işlerini evirip çeviren ve onları güzel bir biçimde yöneten Yüce Allah’a şükrettiler ve Yüce Allah’a şöyle dediler:

”Eğer Allah, bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Meğer inkar edenler gerçekten kurtuluşa eremezlermiş!” (el-Kasas 28/82)

İbn Kesir – Peygamberler Tarihi


PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here