İslam tarihi"Şimdi Kadınlar Gibi Ağlamak Yaraşır!"

“Şimdi Kadınlar Gibi Ağlamak Yaraşır!”

-

Tarih boyunca içinden çözülmeyen ve çürümeyen Müslüman’ı dışından ve maddi hücumlarla yenmek imkânı bulunamamıştır.

Abbasi, Selçuklu, Endülüs, Osmanlı, hep bu gerçeğin canlı ve çarpıcı örnekleridir. Nefislerine mağlup olanlar, birbirleriyle itişip kakışmaya, kavgalaşmaya başlıyor, sonra da, zaten pusuda olan düşmanlarına yem oluyorlar.

Endülüs Müslümanları da, kardeş kavgaları, taç-taht ve baş olma ihtirası ile muhteşem bir medeniyeti hezimete uğrattı. Son kaleyi de İspanyol güçlerine teslim edip arkalarındaki dağa doğru kaçarlarken bile, ayrı yolları tercih etmişler, her şeyin bittiği noktada bile aralarındaki düşmanlığı sona erdirememişler.

İşte, tam da o hazin halde iken, dönüp de artık uzaklarda kalan sarayını görünce Endülüs’ün son Hükümdar’ı, gözyaşlarını tutamamış. İzzetli ve ferasetli bir mü’mine olan annesi, nefsine hakim olamayan Hükümdar’a şöyle der:

– “Oğlum! Zamanında erkekler gibi çalışıp çarpışmayan sana, şimdi kadınlar gibi ağlamak yaraşır!” 

Bu hal, ibret alınmadığı için, İslam Tarihi’nde defalarca tekrarlandı. Selçuklular, Allah adını yüceltme heyecanıylı birlik ve beraberlik içinde oldukları zaman, birleşmiş Avrupa ordularına karşı zaferler kazandı. Ancak aynı Selçuklu, taht taç kavgasına bulaşınca Moğol ordularının ayakları altında sefil ve perişan oldu. Ne acıdır ki o perişanlık ve bitmişlik içinde dâhi, reislik kavgası sona ermiş değildi.

REKLAM

Mutlaka Okumalısınız

Hz Muhammed (sav) : Allah Teala peygamberler gibi amel eden 18.000 kişiyi neden helak etti?

”Allah Teala, içinde peygamberler gibi amel eden on sekiz bin kişinin bulunduğu bir beldeyi topluca helak etmiştir” oradakiler  ”Ya Resulullah, bu nasıl olabilir?” diyerek şaşırdılar. Efendimiz şöyle cevap...

Dört adam yolculuk ediyordu. Uzun yolculukları boyunca şehirden şehre uğramışlar farklı zamanlarda farklı yerlerde konaklamışlardı. O gün de yorgun argın bir şehre girmişlerdi. Hepsi...

Dört adam yolculuk ediyordu. Uzun yolculukları boyunca şehirden şehre uğramışlar farklı zamanlarda farklı yerlerde konaklamışlardı. O gün de yorgun argın bir şehre girmişlerdi. Namaz...

Doğu Göktürk Hakanı İşpara Kağan (581-587), 585 yılında Çin İmparatoruna gönderdiği bir mektupta:

Doğu Göktürk Hakanı İşpara Kağan (581-587), 585 yılında Çin İmparatoruna gönderdiği bir mektupta: -“Gökte nasıl tek bir Tanrı varsa;yeryüzünde de dünya’yı yöneten tek bir hükümdar...

Gök Tanrı ya da nam-ı diğer Kök Tengri inancıyla İslamiyet’in benzemesi söz konusu muydu?

Gök Tanrı ya da nam-ı diğer Kök Tengri inancıyla İslamiyet'in benzemesi söz konusu muydu? Eğer öyleyse bu da Müslüman olunmasında bir etken miydi? Evet, hem...

Hz Süleyman’ın Asaf namında bir veziri vardı. Birgün bir günah işledi ve tövbe etti. Hem de yetmiş defa. Sonra bir demirden halka temin...

Süleyman Peygamberin Asaf namında bir veziri vardı. Birgün bir günah işledi ve tövbe etti. Tekrar günah işledi, yine tövbe etti. Hem de yetmiş defa....

REKLAM

REKLAM