Timur’un ilginç ceza yöntemleri var. Birkaç örnek vermek gerekirse, mesela bir şehri tamamen yok ediyor, halkını öldürüyor -ki sonradan karşısına çıkacak olanlara ibret olsun… Yine mesela bir emiri öldürtecekse, elini kana bulamak yerine, daha önce haksızlık yaptığı bir hasmına teslim ediyor, cezasını o veriyor. Ya da Melik İzzeddin’e yaptığı gibi, ona ve oğullarına sıradan, herhangi bir esir muamelesi yaptırıp, gururlarını kırıyor ve hakaret etmiş oluyor. Muzafferi Hanedanı’nı ise tamamen öldürtüyor… Biraz bu yöntemlerden söz edebilir miyiz? Hepsinde bir mesaj kaygısı mı var sizce?

Öncelikle şu noktayı vurgulamak lazım: Timur’un uyguladığı ceza yöntemleri ona has şeyler değil. Yani bu türden uygulamaları tarihin her döneminde görebilmek mümkün… Hatta bunların örneğin idam edilecek olan emirin hasımlarının eline teslim edilmesi gibi bazılarının töresel dayanakları da vardır ve Timur istese de bu tür şeylere mani olamaz. Töre onun kuvvetinden, gazabından, şiddetinden ya da öfkesinden de ötede bir yerlerdedir. Kendisi de ona uymak zorundadır ve uyar da zaten… Aksi halde bin bir güçlükle tuğla tuğla inşa ettiği iktidarının meşru dayanaklarının tahrip olacağını bilir.

Bu önemli hususu göz önüne alarak baktığımızda Timur’un ceza yöntemlerinin kişilere ve sorunlara göre biçim aldığını söyleyebiliriz. Meşhurdur; başlıya baş eğdirilir, dizliye diz çöktürülür. Gururuna esir olanın gururu kırılır, gücüne güvenip de isyan edene gücün ne olduğu gösterilir.

Fakat son tahlilde evet, hepsinde bir mesaj kaygısı vardır. Zaten uygulayan kimseden bağımsız olarak cezanın doğasında yok mudur bu kaygı? Timur’da böyledir. Her hükümdar gibi, zaten bir şekilde mağlup edip etkisiz hale getirdiği birini cezalandırması daha sonradakilere dönük bir uyarı mesajıdır. Şunu yaptığınızda bununla karşılaşacaksınız gibi… Yoksa suçlunun kendisi çok önemli değildir… Çünkü o artık yok hükmündedir.

Mustafa Alican

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here