Dördüncü Mehmed cülusundan bir hafta sonra 16 Ağustos 1648’de Eyüp Sultan’a giderek kılıç kuşandı. Ağustos’un 18’inci günü, Kapıkulu askerlerine adet üzere cülus bahşişi verilmesi kararlaştırılmıştı. Sadrazam Sofu Mehmed Paşa ile Şeyhülislam Abdürrahim Efendi askeri teskin edebilmek için cülus bahşişine para bulmak zorundaydılar. Fakat hazinede buna yetecek kadar para bulunmadığından bazı kimselerden para talep edildi.

Cinci Hoca namıyla meşhur Safranbolulu Hüseyin Efendi’den iki yüz kese akçe istenilse de Hoca buna yanaşmadı. Herkes Cinci Hoca’nın ciddi bir servet sahibi olduğunu biliyordu. Hoca’dan para istenince:

”Ben mertlik ile adam oldum, canımı almadan kimseye bir akçe vermem.” dedi.

Cinci Hoca Sadrazamın huzuruna çıkarıldı fakat kendisinin parasının olmadığını beyan etti. Hocanın evine tahsildarlar görevlendirildi. Tahsildarlar evi aradıklarında iki yüz kese akçenin yanı sıra birçok kıymetli hediye de buldular ve bunlara da el konuldu.

Meşhur Cellat Kara Ali’ye teslim edilip işkence gören Cinci Hoca gizlediği paraların yerlerini söyledi. Dediği yerlerden on iki güğüm çil akçe, yetmiş bin kuruşluk halis ayarlı para daha çıktı. Sanki Cinci Hoca bu akçeleri devletin bu dar günü için biriktirmişti. Bu paralar cülus bahşişi olarak dağıtıldığı vakit asker arasında ”Cinci Akçesi” diye meşhur oldu.

Şimşirgil, a.g.e, s 188-189

PAYLAŞ