Ana Sayfa Blog

Bir gafil, bir zahidin yanına gitti ve İblis’ten uzun uzun şikayet etti. Dedi ki: İblis beni hileleriyle aldattı ve hilesiyle beni dinimden etti! Sufi şöyle dedi:

0

Bir gafil, bir zahidin yanına gitti ve İblis’ten uzun uzun şikayet etti.

Dedi ki: İblis beni hileleriyle aldattı ve hilesiyle beni dinimden etti!

Sufi şöyle dedi: A sevgili delikanlı! Az önce de İblis benim yanıma geldi. O da senden şikayet etti ve çok incindiğini söyledi. Senin haksızlığından gına getirmiş!

İblis diyordu ki: Bütün dünya benim egemenlik alanımdır. Dünyaya düşman olanla, benim hiç alakam olmaz! Sen o delikanlıya ‘Sen hemen (din) yoluna koyul, onun hükümranlık alanından elini çek!’ de! Çünkü o benim dünyama dört elle sarıldığı için, ben de onun ibadetlerini kendisine zorlaştırıyorum! Benim mülkümden elini ayağını çekenle benim hiç işim olmaz! Hepsi bu!

Feridüddin Attar – Mantıku’t- Tayr

Huzur ve saadetini Allah aşkında bulan mübarek bir zat, dört yüz yıl ibadet etmişti. Çitle çevrili bir yeri ve ortasında da bir ağacı vardı. Ağaca bir kuş yuva yapmıştı. Kuşun ötüşü hoş ve tatlıydı. Çıkardığı her seste yüzlerce sır gizliydi. O Allah adamı, kuşun şakıyışını dinlerken ondan çok hoşlandı ve ona gönülden bağlandı! Bunun üzerine Yüce Allah zamanın peygamberine şunları vahyetti:

0

Huzur ve saadetini Allah aşkında bulan mübarek bir zat, dört yüz yıl ibadet etmişti. Dünyadan elini eteğini çekmiş, perde arkasından Hakk’la sırdaş olmuştu.

Yoldaşı Allah’tı ve Allah ona yetiyordu. Yaşamasa, nefes bile almasaydı, Hakk’ın varlığı onun için kafi idi!

Çitle çevrili bir yeri ve ortasında da bir ağacı vardı. Ağaca bir kuş yuva yapmıştı. Kuşun ötüşü hoş ve tatlıydı. Çıkardığı her seste yüzlerce sır gizliydi.

O Allah adamı, kuşun şakıyışını dinlerken ondan çok hoşlandı ve ona gönülden bağlandı!

Bunun üzerine Yüce Allah zamanın peygamberine şunları vahyetti: O adama şunu söyle: Ne şaşılacak şey! Gece gündüz onca ibadet ettin, yıllarca Benim aşkımdan yandın yakıldın da, sonunda Beni bir kuşa sattın! Kemalinle asıl sen şakıyıp duran bir kuşken, tuttun bir kuşun şakıyışının kurbanı oldun! Ben seni satın alıp eğitmiştim, sense vefasızlık edip Beni sattın! Senin alıcın Benken, sen Beni sattın! Biz de senin sadakatini öğrenmiş olduk!

Ucuza satan satıcı olma! Bizler senin Yol arkadaşlarınız, Yol arkadaşsız kalma!

En kıymetli olanı, bu kadar az pahaya satma! Senin sırdaşın, mahreminim Ben, kendini Benden mahrum bırakma, dostsuz kalma!

Feridüddin Attar – Mantıku’t Tayr

Hz İsa bir gün berrak bir dereden su içti. Tadı gül şerbetinden daha hoştu. Biri testisini o dereden doldurup gitti. Derken Hz İsa o adamın yanına vardı ve testisinden bir yudum aldı. Bu sefer testinin suyu acıydı. Şaşırıp kaldı. Hak Tealaya seslendi:

0

Hz İsa bir gün berrak bir dereden su içti. Tadı gül şerbetinden daha hoştu. Biri testisini o dereden doldurup gitti. Derken Hz İsa o adamın yanına vardı ve testisinden bir yudum aldı. Bu sefer testinin suyu acıydı. Şaşırıp kaldı.

Hak Tealaya seslendi: Yarabbi, dedi, derenin suyu ile testinin suyu aynı su! Nedir bunun sırrı? Neden testinin suyu bu kadar acı ve diğeri baldan daha tatlı?

Testi Hz İsa’nın karşısında dile gelip şöyle dedi: Ey İsa, ben çok yaşlı bir adamım ve bu dokuz kubbeli göğün altında binlerce defa kah çömlek olmuşum, kah testi, kah ibrik!

Beni daha binlerce yeni şekle soksalar bile ölümün o acısını hep içimde taşıyacağım! İşte o ölüm acısından ötürü ben her zaman böyleyim, o yüzden de suyum hep acı olacak!

Mantıku’t-Tayr – Feridüddin Attar

Yüce Allah Hz Musa’ya şöyle seslendi: Karun ağlayıp sızlayarak sana yalvardı durdu, ”Ey Musa!” diye yetmiş kere seslendi! Hiç cevap vermedin! Eğer o şekilde ağlayarak

0

Yüce Allah Hz Musa’ya şöyle seslendi: Karun ağlayıp sızlayarak sana yalvardı durdu, ”Ey Musa!” diye yetmiş kere seslendi! Hiç cevap vermedin! Eğer o şekilde ağlayarak Bana bir kere yakarsaydı, onun ruhundan putçuluğun kökünü söker atar ve kendisine dinin şeref elbisesini giydirirdim!

Sense Ey Musa, onu yüzlerce acısıyla başbaşa bırakıp mahvettin, burnunu sürttün ve alçaltıp başını toprağa gömdün!

Eğer onun Yaradan’ı sen olsaydın, onun cezalandırılışı karşısında bu kadar duyarsız kalmazdın!

Merhametsizlere bile merhametini esirgemeyen Allah, merhametlileri elbette lütuf ve ihsanlarına boğar!

O’nun iyilik okyanusları, ret ve geri çevirme nedir bilmez! O merhamet okyanuslarına nispetle, işlenen bütün günahlar, buluttan düşen bir yağmur damlası kadardır!

Böylesine bir merhamet gösteren, bir lekeden (hata ve günahtan) incinir mi?

Feridüddin Attar – Mantıku’t-Tayr

İstanbul’un fethi açık unutulan bir kapıdan mı olmuştur?

0

Hammer’den Stefan Zweig’e kadar birçok batılı tarihçi ve edebiyatçı İstanbul’un son safhasını şu şekilde anlatırlar:

Surların arasında dolaşan bir kaç Türk askeri Edirnekapı ile Eğrikapı arasında bulunan ”Kerkoporta” denilen yayalara ayrılmış küçük kapılardan birisinin aklın alamayacağı bir unutkanlık yüzünden açık kaldığını görürler. Diğer askerlere de haber verilir ve Türkler bu kapıdan girerek İstanbul’u fethederler. Herkesin unuttuğu bir kapı olan Kerkoporta, küçücük bir rastlantı, dünya tarihinin gidişini değiştirmiştir.

Bu bilgi sadece Dukas Tarihi’nde vardır ve dönemin diğer kaynakları ile uyuşmaz. Dönemin Türk kaynakları ile Barbaro ve Dolfin incelendiğinde fethin son aşamasının hiç de bu şekilde olmadığı anlaşılmaktadır.

Açık kapı söylentilerinin gerçekle alakası yoktur. Fethin şokunu atlatmak ve şehrin Türklerin eline geçmesini küçümsemek için çıkarılmıştır. Bu rivayet batıda çok yaygındır. Ancak yerli ve yabancı tarihlerin çoğuna göre Türk askerleri bugünkü Topkapı’ya yakın bir yerden savaşarak şehre girmişlerdir. Nitekim bu bölgenin ismi de, surların gördüğü tahribat sebebiyle, fetihten sonra Top Yıkığu Mahallesi olarak anılmıştır.

Sorularla Osmanlı İmparatorluğu

Son Bizans İmparatoru İstanbul fethedilirken nasıl öldü? Durumun tehlikeli bir hal aldığını gören Bizans İmparatoru bir kısım adamlarıyla kaçarken,

0

Durumun tehlikeli bir hal aldığını gören Bizans İmparatoru bir kısım adamlarıyla kaçarken, yolda ganimet arayan Osmanlı askerlerine rastladı. Sayıca az olan Osmanlı askerleri şehit olurken, yaralı durumda bulunan bir tanesi üzerine saldıran İmparatoru öldürdü. Son İmparator kim vurduya gitmişti.

Fatih’in arattığı cesedi, daha sonra ölüler arasında bulundu. Kafası olmayan vücut Bizans kartalı işlemeli çoraplar ve zırhlarından tanınmıştı. İmparatorun cesedi Bizanslılara verildi.

Ancak onun gerçek imparator olup-olmadığı şüpheliydi. Vefa semtindeki isimsiz bir mezarın son Bizans İmparatoru Konstantin’e ait olduğu söylendi durdu.

Sorularla Osmanlı İmparatorluğu

Ye’cüc ve Me’cüc’ün soyu Hz Adem’e mi dayanıyor?

0

Bildiğimiz kadarıyla Ye’cuc ve Me’cuc, ihtilafsız olarak Hz Adem’in zürriyetindendirler. Buna delil, Buhari ve Müslim’in ”es-Sahih”lerinde A’meş yoluyla, Ebi Salih yoluyla, Ebu Said el-Hudri’den sabit olan şu hadistir.

”Resulullah buyurdu ki: Yüce Allah kıyamet günü:

– ‘Ey Adem, kalk ve zürriyetinden cehennem heyetini/kafilesini çıkar!’ buyuracak. Hz Adem de:

– ‘Ey Rabbim! Cehennem heyeti/kafilesi ne kadardır?’ diye soracak. Yüce Allah da:

– ‘Her 1000 kişiden 999 kişi cehenneme ve (sadece) biri cennete girecektir!’ buyuracak.

İşte o; küçük çocukların ihtiyarlayacağı ve her hamilenin karnındaki yavruyu düşüreceği zamandır. İnsanları sarhoş halde göreceksin. Aslında onlar, sarhoş değildirler. Fakat Allah’ın azabı şiddetlidir.

Bunun üzerine (orada bulunan( sahabiler:

– ‘Ey Allah’ın Resulü! Hangimiz o (1000 kişiden) birisiyiz?’ dediler. Resulullah da:

– ‘Size müjdeler olsun! Sizden bir kişiye (karşılık) Ye’cüc ve Me’cuc’den 1000 kişi cehenneme girecektir)!’ buyurdu.

İbn Kesir – Peygamberler Tarihi

Mecusilik dini Beştasb zamanında ortaya çıktı. Şöyle ki: İsmi ”Zerdüşt” olan bir kimse Ermiya peygamberle arkadaşlık etmişti. Zerdüşt adlı bu adam, (bir gün) Ermiya peygamberi kızdırdı. Bunun üzerine Ermiya peygamber

0

Mecusilik dini Beştasb zamanında ortaya çıktı. Şöyle ki: İsmi ”Zerdüşt” olan bir kimse Ermiya peygamberle arkadaşlık etmişti. Zerdüşt adlı bu adam, (bir gün) Ermiya peygamberi kızdırdı. Bunun üzerine Ermiya peygamber ona beddua etti. Zerdüşt de, alaca hastalığına yakalandı. Zerdüşt (Filistin topraklarından) gidip Azerbaycan diyarına yerleşti. Beştaşb ile arkadaşlık kurdu. -Allah’ın lanet ettiği- kendisinin uydurduğu ”Mecusilik” dinini Beştasb’a telkin eti. Beştasb da oun telkin ettiği bu dini kabul etti, insanları da bu dine girmeye yönlendirdi ve onları (bu dine girmeye) zorladı. Bu dine girmekten kaçınan kimselerden büyük bir topluluğu öldürdü.

Beştasb’dan sonra oğlu Bahman Fars/Sasani hükümdarı oldu. Bahman meşhur ve kahraman Fars/Sasani hükümdarlarındandır. Buhtunnasr, bu üçüne de naiplik yapmış ve uzun zaman hayat sürmüştür. Allah onu kahretsin…”

İbn Kesir – Peygamberler Tarihi

Ermiya Peygamber ile İsrailoğullarının çoğunu katleden Nebukadnessar arasında geçen konuşma

0

”Buhtunnasr, (İsrailoğulları’na) yapacağını yapınca, ona:

– ‘İsrailoğulları’nın bir adamı vardı. Onları, başlarına gelecek musibetler hususunda uyarıyor, seni onlara niteliyor ve anlatıyordu. Senin, İsrailoğulları’nın savaşçılarını öldüreceğini, zürriyetlerini esir edeceğini, ibadet yerlerini yıkacağını ve kiliselerini yıkacağını haber veriyordu. Fakat İsrailoğulları onu yalanladılar, (çeşitli ifadelerle) suçladılar, dövdüler, bağladılar ve hapse attılar!’ denildi.

Bunun üzerine Buhtunnasr, (Ermiya peygamberin hapisten çıkarılmasını) emretti. Ermiya peygamber de, hapisten çıkarıldı. Buhtunnasr, Ermiya peygambere:

– ‘Sen şu kavmi başlarına gelecek musibetleri uyarıyor muydun?’ diye sordu. Ermiya peygamber:

– ‘Evet!’ diye cevap verdi. Buhtunnasr:

– ‘Ben zaten bunu bilmekteydim!’ dedi. Ermiya peygamber devamla:

– ‘Allah beni onlara peygamber olarak gönderdi. Fakat onlar beni yalanladılar!’ dedi. Buhtunnasr:

– ‘İsrailoğulları seni yalanladılar, dövdüler ve hapse attılar öyle mi?’ dedi. Ermiya peygamber:

– ‘Evet!’ dedi. Buhtunnasr:

– ‘Peygamberlerini yalanlayan ve Rablerinin çağrısını yalanlayan topluluk ne kötü bir topluluktur! Benimle (Babil diyarına) gelme durumun var mı? (Eğer gelirsen) sana ikramda bulunurum ve iyi davranırım. Eğer kendi memleketinde kalmak istersen sana güvence veririm!’ dedi. Ermiya peygamber, ona:

– ‘Ben şimdiye kadar Allah’ın güvencesinden/emanından ayrılmadım. Hiçbir saat/an bile onun güvencesinden çıkmadım. Eğer İsrailoğulları Allah’ın güvencesinden çıkmamış olsalardı senden ve bir başkasından korkmazlardı. Senin onlar üzerinde bir otoriten olmazdı!’ dedi.

Buhtunnasr, Ermiya peygamberden bu sözleri işitince onu kendi haline bıraktı. Bunun üzerine Ermiya peygamber, kendi diyarı olan İlya/Kudüs şehrinde kaldı.

Peygamberler Tarihi – İbn Kesir

Hz İsa ile Hz Yahya (bir gün) çıkıp birlikte yürüyorlardı. Derken Hz Yahya, bir kadına çarptı. Hz İsa, ona:

0

”Hz İsa ile Hz Yahya (bir gün) çıkıp birlikte yürüyorlardı. Derken Hz Yahya, bir kadına çarptı. Hz İsa, ona:

– ‘Ey teyze oğlu! Sen bugün asla affedilmeyeceğini zannettiğin bir hata işledin!’ dedi. Hz Yahya da:

– ‘Nedir o, ey teyze oğlu!’ dedi. Hz İsa:

– ‘Sen bir kadına çarptın!’ dedi. Hz Yahya:

– ‘Vallahi, o kadını hissetmedim bile!’ dedi. Hz İsa:

– Subhanallah! Bedenin benimle, ruhun nerede?’ dedi. Hz Yahya:

– ‘Ruhum, Arş’ta asılıdır. Eğer kalbim Cebrail ile beraberliğe mutmain olsa göz açıp kapayacak kadar Allah’ı tanımış olmadığını kabul ederdim!’ dedi.

İbn Kesir – Peygamberler Tarihi