Yazar: admin

Büyük günahların neler olduğu konusunda alimler görüş ayrılığına düşmüş olup ”üç”, dört, ”yedi”, ”dokuz” veya ”on bir” kadar olduğunu söyleyenler olmuştur. İbn Abbas’a (r.a), Abdullah b. Ömer’in (r.a) ”Büyük günahlar yedi tanedir” dediği iletilince, ”Olur mu hiç öyle şey! Büyük günahlar yetmişe yediden daha yakıındır” diyerek tepki göstermiştir. Yine İbn Abbas şöyle derdi: ”Allah’ın yasakladığı her şey büyük günahtır.” Bir başkası ise şöyle demiştir: ”İnsanlar hep arayış içinde olsunlar diye kadir gecesi ve cuma günündeki duanın makbul olduğu zaman dilimi bildirilmediği gibi büyük günahların sayısı da tam olarak bildirilmemiş ve bununla insanların günahlardan kaçmak konusunda daha titiz davranmaları amaçlanmıştır.” Bir…

Read More

Babası 2. Murad’ın ölümünden 13 gün sonra Manisa’dan Edirne’ye gelen 2. Mehmet 1451 yılında 19 yaşında iken padişah oldu. Padişahlığı 1451-1481 yılları arasında 30 yıl sürdü. Osmanlı tarihinde cülüs (tahta çıkış) bahşişini ilk veren padişah oldu. Yine Osmanlı topraklarına saldıran Karamanoğlu İbrahim Bey için İshak Paşa’yı Karaman Seferi’ne yolladı. Yine barış yapıldı. Bu seferden dönerken Boğaziçi’ni geçerek Edirne’ye gitti. 1452 yılında 4 ay gibi kısa bir zamanda Rumeli Hisarı’nı yaptırdı. 2.Mehmet savaş meclisini Edirne’de toplayarak İstanbul’un alınmasına karar verdi. Macar Urban’a toplar döktürdü. 1 Şubat 1453 tarihinde de 150 bin piyade ve süvari, 130 topluk 14 batarya ve 10 bin…

Read More

”Allah’ım! İslam’ın sancaklarını yükselt ve hayatını sana kulluk için esirgemeyen mücahitlerini yanlız bırakma. Alparslan’ı düşmanlarına muzaffer kıl ve askerlerini meleklerinle kuvvetlendir. Zira o senin rızanı kazanmak için varını, canını ve her şeyini fedadan sakınmıyor. Senin yolunda ve dinin üstünlüğü için nasıl cihad ediyorsa, sen de onu öylece koru, düşmanlarını kahret.” M.Orhan Bayrak – Türk İmparatorlukları Tarihi – Sayfa 216

Read More

”Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olandır.” Kaynak: Mesnevi

Read More

Bir hafta kadar Hazret-i İbrahim’in misafirhanesine hiçbir misafir gelmemiş. Oysa o mübarek peygamber, belki muhtaç bir misafir gelir diye bekler, daima yemeğin vaktini geçirirmiş. Nihayet Hazret-i İbrahim misafir gelmediğini görünce, misafir aramak üzere dere, tepe demeden yollara düşmüş. Sonunda kırda saçı sakalı kar gibi ağarmış, söğüt ağacı gibi bir ihtiyar görmüş. Ona iltifat ederek, kerim insanların adeti üzere: Merhaba gözümün bebeği! Tenezzül buyurun da yemeği bizde yiyelim, diye teklifte bulunmuş. İhtiyar, Hazret-i İbrahim’in ahlakını bildiği için teklifi kabul ederek birlikte yürümeye başlamışlar. Hazret-i İbrahim’in misafirhanesindeki adamları o gösterişsiz ihtiyarı izzet ve saygı ile karşılamışlar. Sofra kurulmuş, herkes oturmuş. Yemeğe başlarken…

Read More

Lokman Hekim’e sormuşlar: ”Edeb ve terbiyeyi kimden öğrendiniz?” Şu karşılığı vermiş: ”Edebsizlerden, terbiyesizlerden. Çünkü onların bana hoş gelmeyen hareketlerini yapmaktan kaçındım.” Akıllı bir insan, şaka ile söylenen sözden bile ders alır ve istifade eder, bir hisse kapar: Cahile ise hikmetli sözlerden yüz bab okusan kulağına girmez, ona vız gelir; masal zanneder. Sadi Şirazi – Gülistan

Read More

Ey yolcu aklını başına al, seferin nereye? Hangi diyara gitmek istiyorsun? Nereye gidersen git, sen bizim gönlümüzdesin… Denizden uzak düşmüş bir balık gibi, o denizin gamını ne kadar çekeceksin? Kupkuru kalmış dudakların ne zamana kadar denize hasret ve ayrılıktan şikayet incilerini aleme saçacak? Ey sevgili, geceleri, gökyüzünde dolaşan ”ay” senin çevreni bulamamıştır. Geceleri seni bulmak için uğraşana, dönüp dolaşana senin ayından armağanlar gelir. Her ne kadar şafağın çevresi al yanak ise, bu onun tabii renginden değil senin sapsarı güzelliğinden mahcup oluşundan, utanışındandır. Aşıklık mezhebinde reva mıdır, alemi seninle görelim de seni görmeyelim. Ben zerreyim, sen benim güneşimsin; ben gam hastasıyım,…

Read More

İyi insanlardan biri, bir din adamıyla bir padişahı rüyasında görmüş. Bakmış ki padişah Cennet’te, fakat dindar adam Cehennem’de. Merakını mucip olarak akıllı bir adama sormuş ve demiş ki: ”Bu ne hikmettir? Padişah Cennet mertebesine yükselmiş, fakat din adamı Cehennem derekesine düşmüş. Biz, aksini zannediyorduk.” Akıllı zat şu cevabı vermiş: ”Padişah, dervişlere sevgi gösterdiğinden Cennetlik, dindar adam da padişahlara yakınlık gösterdiğinden Cehennemlik oldu.” Yamalı hırka ve tespih ne işe yarar. Sen kendini fena işlerden koru… Kuzu derisinden adi külah giymekle insan derviş olamaz. Sen ahlakça derviş ol da istersen başına Tatar külahı giy. Sadi Şirazi – Gülistan

Read More

Çok iyi hatırlıyorum. çocukluğumda ibadete hevesli idim. Geceleri kalkar, ibadetle meşgul olurdum. Bir gece babamla beraber oturmuş, gözümü bütün gece hiç yummamış ve kırpmamıştım. Kuran-ı Kerim’i kucağımda tutuyordum, ev halkı uykuya dalmışlardı. Babama dedim ki: ”Ne olurdu bunlardan biri kalkıp da, Allah yolunda iki rekat namaz kılsaydı. Ölü gibi uyuyorlar.” Babam şu cevabı verdi: ”Canım oğlum! Keşke sende uyusaydın da, onların gıybetini yapmasaydın.” Kendini beğenmiş adam, gururu gözüne perde olduğundan kendisinden başkasını görmez. Eğer Hak Teala’yı görecek bir göze nail olaydı, kendinden daha aciz bir kimse göremezdi. Sadi Şirazi – Gülistan

Read More

Birkaç seyyah birlikte seyahat ediyorlardı. Birbirleriyle hem safa, hem de cefa ortağı olmuşlardı. Onlarla arkadaşlık etmek istedim. Muvafakat etmediler. Dedim ki: ”Aciz insanların arkadaşlığından yüz çevirmek ve onları istifaden mahrum etmek, dervişlerin güzel huy ve iyi ahlaklarından beklenmiyen bir haldir. Ben dostlar için şen bir arkadaş olacağım. Onlara bir yük teşkil etmeyeceğim ve gönül üzüntülerine sebeb olmayacağım. Kendimde bu kuvvet ve kudreti hissediyorum ki, böyle bir teklifte bulundum.” Onlardan biri dedi ki: ”Sen bizim sözlerimize gücenme. Bugünlerde derviş kılığında birtakım hırsızlar türemiş. Bunlardan biri yanımıza geldi. Derviş suretinde idi, ama derviş siyretinde değildi. Bizimle arkadaş oldu.” İnsanlar elbisenin içinde nasıl…

Read More

Bir abidin evine hırsız girdi. Hırsız, aradı çalacak bir şey bulamadı. Canı sıkıldı. Abid işi anladı; üstünde yattığı kilimi, hırsızın geçeceği yola bıraktı; eli boş dönmesin ve ümitlenmesin, diye. İşittiğime göre, hak yoluna erenler düşmanlarını bile incitmemişlerdir. Sen bu makama erişemezsin, nasıl erişirsin ki, dostlarla bile mücadele ediyorsun. Kalbi temiz olanların dostluğu, yüze karşı da, gıyabta da birdir. Arkadan çekiştirip de, yüz yüze gelince, kul köle olmazlar. Sadi Şirazi – Gülistan

Read More

Abdulkadir Geylani Hazretlerini, Kabe’nin hareminde gördüm. Yüzünü çakıltaşları üzerine koymuş, muttasıl böyle diyordu: ”İlahi! Beni affet. Eğer azaba düçar olacaksam , kıyamet günü beni kör olarak dirilt, mezardan beni gözüm görmez olarak çıkar da, iyilerin karşısında mahcup olmayayım.”  Sadi Şirazi – Gülistan

Read More

Büyük İskender’e demişler ki: ”Doğu ve Batı ülkelerini nasıl fethettin? Senden önceki hükümdarların, seninkinden pek çok hazineleri, malları, askerleri olduğu halde, onlar böyle fütuhata nail olamadılar” İskender şu cevabı vermiş: ”Allah’ın yardımıyla fethettiğim yerlerin ahalisini incitmedim ve geçmiş padişahların adlarını, ancak iyilikle andım.” Büyüklerin adlarını yakışık almayan bir surette ananlara, büyük demezler. Sadi Şirazi – Gülistan

Read More

Derler ki, bir av yerinde Nuşirevan av kebabı yemek istemiş. Emri üzerine istediği yemeği hazırlamışlar, fakat tuz yokmuş. Tuz bulmak üzere bir uşağı köye göndermişler. Nuşirevan demiş ki: ”Tuzu para ile al. Parasız almak adet olmasın; teamül yerine geçmesin ve köy bu yüzden harap olmasın.” Demişler ki, ”Bir parça tuzdan ne çıkar? Bedava alınırsa ne zararı var.” Nuşirevan şu cevabı vermiş: ”Zulmün esası dünyada ilk zamanlar azmış. Her gelen onu bir parça artırdı, bugün böyle müthiş bir hale geldi ve bu büyük dereceyi buldu.” Eğer hükümdar tebaasından birinin bahçesinden bir tek elma yerse, uşakları ve adamları ağacı kökünden sökerler. Şayet…

Read More

Bir gün Bağdad’da duası kabul olan bir derviş zuhur etti. Haccac-ı Zalim haber alarak onu yanına çağırdı ve dedi ki: ”Benim hakkımda hayırlı bir dua et.” Derviş: ”Ya Rabbi! Bu adamın canını al” diye dua etti. Haccac: ”Allah aşkına bu ne biçim duadır?” diye sorunca derviş ona şu cevabı verdi: ”Bu hem senin hakkında, hem de bütün Müslümanlar için hayırlı bir duadır.” Ey elinin altındakileri inciten iktidar sahibi adam! Bu hal bakalım ne kadar sürer? Hükümranlık senin nene lazım? Halka zulm edeceğine ölmen daha iyidir. Sadi Şirazi – Gülistan

Read More

İki kişi hasret çekerek; ah vah ederek ölüp gittiler. Biri: Malı olup yemeyen. Ötekisi de: İlmiyle amel etmeyen Şehvetten sakınmak, güçlü, kuvvetli gençlere lazımdır. Mecalsiz ihtiyarın aleti zaten kalkmaz. Eli altındakilere acımayan insan, emri altında olduklarının cefasına uğrar. Alçaklar, yani hasisler yemezler, bir köşede saklarlar. ”İleride yiyebilmek umudu, yemiş olmaktan iyidir”, derler. Fakat bir gün bakarsın ki, düşmanın beklediği yerde ölmüş: Pinti ölmüş, altın kalmış! Her kap, içinde ne varsa dışına onu sızdırır. Arkasından sevineceğin keder, sonunda tasalacağın sevinçten iyidir. Sonu iyi dilenci, sonu kötü padişahtan iyidir. Yalan söylemek bir silah yarasına benzer ki, iyileşse ve geçse bile izi kalır.…

Read More

Eski İran’ın, adeletiyle nam kazanmış efsanevi padişahlarından Feridun’un sarayının kemerinde şu manada şiirler yazılmıştı: Ey kardeş! Bu dünya kimseye kalmaz. Gönlünü, cihanı yaratan Hak teala hazretlerine bağla. Sana gereken ve yetecek olan budur. Dünya mülküne güvenip bel bağlama. Çünkü bu dünya senin gibi bir çoklarını beslemiş ve sonunda öldürmüştür. Değil mi ki en sonunda ölüm vardır ve bu temiz can göç yolunu tutacaktır. O halde ister taht üzerinde can vermişsin, ister toprak üzerinde. Ne fark eder? Sadi Şirazi – Gülistan

Read More

Nitekim Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: ”Besmele ile başlayan dua geri çevrilmez.” Bir başka hadiste ise şöyle buyurmuştur: ”Ümmetim, kıyamet gününde mahşer yerine Besmele çekerek gelecek ve iyilikleri terazide ağır basacaktır. Diğer ümmetler, ‘Ümmet-i Muhammed’in terazileri niye bu kadar ağır basıyor?’ diye sorunca peygamberleri şöyle cevap verecektir: Çünkü Ümmet-i Muhammed, her sözüne Allah’ın üç ismiyle başlar. Bu isimler öyle yücedir ki terazinin bir kefesine bunlar, diğer kefesine ise insanların işledikleri günahlar konsa iyilikleri daha ağır basar.” Yine Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur. ”Allah bu ayeti her derde deva, her hastalığa şifa kılmış; (onu dilinden düşürmeyene) fakir iken zenginlik lütfetmiş; onu…

Read More

Hz Ali’nin şöyle dediği nakledilmiştir: Besmele indirilince Allah Rasülü şöyle buyurmuştu: ”Bu ayet, ilk olarak Adem’e inmişti. O zaman Adem, ‘Soyumdan gelenler bu ayeti okuduğu sürece azaptan güvende olacaktır’ dedi. Sonra Allah, Besmele’yi kendi katına yükseltti ve uzunca bir aradan sonra İbrahim’e indirdi. İbrahim ateşe atılmak üzere mancınıkta iken okudu ve böylece Allah, ateşin İbrahim’e zarar vermesini engelleyip onu İbrahim için esenlik kıldı. Yine göğe yükseltildi ve daha sonra Süleyman’a gönderildi. O zaman melekler, ‘Ey Süleyman! İşte şimdi tam anlamıyla hükümran oldun’ dediler. Yine göğe kaldırıldı ve son olarak bana indirildi. Benim ümmetim kıyamet gününde mahşer yerine besmele çekerek gelecek…

Read More

Süleyman- Belkıs kıssasını bu şekilde ayrıntılı olarak anlattım; çünkü düşünenler için bu kıssadan alınacak dersler olup bu çerçevede başlıca şu tespitlerde bulunulabilir: Geçmiş kavimlerin görüp geçirdikleri olumlu veya olumsuz her türlü olaydan ders çıkartılır. Bu kıssada Allah’ın geçmiş ümmetler üzerinde nasıl etkili bir kudrete sahip olduğu görülmektedir. Allah, özünü Allah’a bağlayanlara sonsuz lütuflarda bulunurken kendisine isyan edenleri hor ve hakir kılarak onlara boyun eğdirmekte ve insanların sevk ve idaresini sevdiği kulların eline vermektedir. Hz Süleyman Rabbine özünü bağlayınca Belkıs’ı ona boyun eğdirmiştir. Belkıs ki emrinde on iki komutan vardı, onların her birinin emrinde yüz bin asker bulunuyordu. Hz Süleyman’ın ordusunda…

Read More

”Cihadın küçük olanın sayfasını kapattık; şimdi sırada büyük olanı var.” Hz Peygamber ”cihadın büyük olanı” ile kastettiği şey, şeytanla ve nefsin arzularıyla mücadele etmektir; çünkü bunlarla mücadele, süreklilik arz etmesi ve uzun bir süreci gerektirmesi yanında, bir o kadar da tehlikeli olup ömrün, kötü sonla nihayet bulması muhtemeldir. Abdulkadir Geylani – Kuran ve Hadislerden Öğütler – Sayfa 35

Read More

Süleyman’ın yanına gelince ”Senin tahtın böyle midir?” diye soruldu. Belkıs şöyle bir göz gezdirdi. Tanır gibi oldu; ama kendi tahtı olduğuna pek ihtimal vermedi. Kendi kendine ”Yedi odanın en kuytu yerinde olan ve muhafızlar tarafından sıkıca korunan tahtımı ele geçirmiş olamazlar?” diye düşünerek o mu, değil mi olduğunu kestiremediği için ”Sanki bu, o gibi” dedi. Bunun üzerine Süleyman, ”Biz hak ve hakikatin bilgisine Kraliçeden çok daha önce nail olmuş ve özümüzü Allah’a teslim etmiştik” dedi. (Neml 42) Belkıs’ın kendine yazık etmesi iki türlü yorumlanmıştır: Birinci yoruma göre, bunun sebebi, Hz Süleyman’ın kendisini boğacağını düşünerek onun günahını almasıdır. İkinci yorum ise…

Read More

Cinler, bunu duyunca Hz Süleyman’da Belkıs’a karşı bir nefret oluşturmak için Belkıs hakkında olumsuz şeyler söylediler; çünkü onunla evlenmesinden ve Belkıs’ın, Süleyman’ı cinlerin sırlarından haberdar etmesinden korkmuşlardı. Zira annesi Umeyra bint Amr, bir cin olduğu için Belkıs, cinlerin sırlarını biliyordu. (Annesinin adı Rehava bintü’s Seken olduğu ve cinlerin kraliçesi olduğu da söylenmiştir.) Her ne ise dediler ki: ”Allah, kralımızın işini yolunda götürsün; ama şunu söylemeliyim ki Belkıs, biraz akıldan noksandır; ayakları da eşeğin toynağı gibidir.” Hz Süleyman bunları duyunca ilişkilendi ve Belkıs’ın aklını ölçmek ve ayaklarını görmek istedi. Bundan dolayı suyu akıttı ve içine kurbağa ve balıklar koydurttu. Belkıs’ın tahtında…

Read More

Çavuşkuşu, Hz Süleyman’a dönerek Belkıs’ın kendisine gelmek üzere yola koyulduğunu haber verdi. Hz Süleyman, halkını toplayarak onlara, ”Efendiler! dedi, ‘Kraliçe ve adamları itaatlerini bildirmek üzere huzurumuza gelmeden önce, hanginiz onun tahtını buraya getirebilir? (Neml 46). Çünkü onlar, bize itaatlerini bildirip bizimle barış yaptıktan sonra bizim onun tahtını almamız doğru olmaz’ dedi. ”Güçlü kuvvetli ve gözü pek bir cin, Süleyman’a, ‘Sen daha oturduğun yerden kalkmadan ben o tahtı huzuruna getirebilirim’ dedi.” (Bunu söyleyen cinin adı Amr idi. Süleyman (a.s), öğleye kadar makamında insanlar arasında hüküm verirdi.) Sonra ekledi: ”Çünkü ben bunu en mükemmel şekilde yapabilecek bir güç ve beceriye sahibim. Tahtın…

Read More

Musa aleyisselam bir derviş görmüş. Derviş, giyeceği olmadığından kendisini kumun içine sokmuş imiş. Derviş: ”Ey Musa, dua et de Allah bana biraz dünyalık versin. Yoksulluktan ve takatsizlikten canım çıkacak.”  Hazreti Musa, dua etmiş ve Allah o fakire istediği dünyalığı vermiş. Birkaç gün sonra Hazreti Musa, münaacattan dönerken bir kalabalık görmüş. O adamı yakalamışlar, halk da başına üşüşmüş, orada toplanmış. Hazreti Musa keyfiyeti sorunca demişler ki: ”Şarap içip sarhoş oldu, kavga etti ve bir adamı öldürdü. Şimdi de onu kısasa götürüyorlar.” Miskin kedinin kanadı olsaydı, serçenin tohumunu yeryüzünden kaldırırdı. Bazi acizler ellerine kudret geçer geçmez, kalkıp acizlerin kollarını bükerler. Hazreti Musa,…

Read More

Büyük Emir’e hizmette kusur edişimin sebebini, Sasani hükümdarlarından Nuşirevan’ın veziri Büzürgmehr’in bir sözüyle arzetmek isterim: Hind hükemasından bazıları, Büzürgmehr’in meziyetleri mevzuunda görüşüyorlarmış. Sonunda kendisinde ancak şu tek kusuru bulabilmişler: Ağır ağır ve düşüne düşüne konuşuyor ve çok duraklıyor. Dinleyenler de, sözün arkası gelsin diye bir hayli bekliyorlar. Büzürgmehr, kendisi hakkında söylenen bu sözleri ve verilen bu hükmü duyunca, şöyle demiş: Ne söyliyeyim, diye baştan düşünmek, niçin söyledim diye sonunda pişman olmaktan yeğdir (daha iyidir). Sadi Şirazi – Gülistan

Read More

”Yoldan çıkmış şeytandan, kötü düşüncelerden, nefsin dürtülerinden, insanların ve cinlerin tuzaklarından, ikiyüzlülükten, kendini beğenmekten, Allah’a şirk koşmaktan, kalbimde doğan kötü huylardan, nefsimi tehlikelere düşüren her türlü dünyevi arzu ve hazdan, bedenimi ateşlere düşürecek bid’at, sapıklık ve isteklerden, kalbimi yücelmiş kalplerden alıkoyan her türlü söz, fiil ve amaçtan, ahlaksızlıktan, nefsine uyan inasanlardan, yoldan çıkmış heva ve heves sahiplerine uymaktan Arş’ın ve Kürsi’nin Rabbine sığınırım. Kendisine itaati terk ettiğimde alacağı intikamdan, merhamet sahibi Rabbime sığınırım. O bana şah damarımdan daha yakındır. Kendisine karşı gelenlere öfkelendiğinde celallenmesinden yine Allah’a sığınırım. Kendisine isyan eden varlıkları kıyamet gününde kıskıvrak yakaladığında heybet ve azametinden Allah’a sığınırım.…

Read More

Hz Aişe’nin şöyle söylediği nakledilmiştir: Sahabeden bir grup, bir akşam Allah Rasülü’nün yanına gelmek üzere toplandılar. Onlar arasında Ebu Bekir, Osman, Ali, Selman ve Ammar b Yasir (r.a) vardı. Allah Rasülü onları karşılamak için dışarı çıktı. Ateşi vardı ve boncuk boncuk terliyordu. Alnını silerek üç defa ”Lanet olasıca! Allah lanet etsin ona” buyurup başını yere eğdi. Ali (r.a) ” Anam babam sana feda olsun! Sen demin kime lanet ettin” dedi. Hz Peygamber şöyle cevap verdi: ”Tabii ki hayırsız İblis’e, Allah’ın düşmanına. Kuyruğu arkasına girdi de yedi yumurtası oldu. İşte onlar, İblis’in insanoğlunu baştan çıkarmakla görevli oğullarıdır. Birincilerinin adı Müdhiş olup…

Read More

Allah Rasulu (s.a.v) şöyle buyurmuştur: ”Bir kez Allah’a sığınan kişiyi Allah o gün bitinceye kadar koruması altına alır.” Bir başka hadiste ise şöyle buyurmuştur: ”Günah kapılarını Allah’a sığınmak suretiyle kapayın; kulluk kapılarını ise Besmele ile açın.” Şöyle denilmiştir: ”İblis, mümini baştan çıkarmak için her gün üç yüz altmış asker görevlendirir. Mümin, Allah’a sığınınca Allah onun kalbine üç yüz altmış kez bakar ve her bakışı ile İblis’in askerlerinden biri ölür.” Abdulkadir Geylani – Kuran ve Hadis Sohbetleri

Read More

”Maazallah”, Allah’a sığınıyorum, O’nun koruması altına giriyorum” demektir. Kul, böyle diyerek şeytanın şerrinden, vesvesesinden korunmak için Allah’tan korunma talebinde bulunmuş olur. Kuran’a sığınmak ise onunla şifa bulmayı istemektir. Şöyle denilmiştir: İstiaze, Allah’a sığınmak demektir. Allah, Meryem’in annesi Hanne’nin ağzından şöyle buyurmuştur: ”Rahmetinden kovulan şeytana karşı onu da, soyunu da sana emanet ediyorum, Sen onları şeytanın şerrinden muhafaza buyur.” (Ali İmran 36) Abdulkadir Geylani – Kuran ve Hadis Sohbetleri – Sayfa 20

Read More

Allah (c.c) onların putlara bakışını şöyle ifade etmiştir: ”Biz bunlara sırf bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz,” (Zümer 3) derler. Onlar putlar hakkında şöyle diyorlardı: ”Putlar, tertemiz birer varlıktır ve hiçbir günahları yoktur. Bu sebeble krallara veya meleklere kulluk edilmektense bunlara kulluk edilmesi daha yeğdir; çünkü bunların (yani kralların) günahları ve ruhları vardır.” Abdulkadir Geylani – Kuran ve Hadis Sohbetleri – Sayfa 3

Read More

Davud peygamber şöyle dua ederdi: ”Allah’ım, senden seni sevmeyi, seni seven kişiyi sevmeyi, senin sevgine ulaştıran ameli isterim. Allah’ım senin sevgini bana kendimden, ailemden ve soğuk sudan daha sevimli eyle.” Tirmizi 72

Read More

Osman Turan, İbn-i Bibi’yi kaynak göstererek, Giyaseddin Keyhüsrev, Kösedağ Savaşı öncesi ” Allah onlarla olsa dahi Moğolları mağlup ederim” sözlerine karşılık, Otrar olayı sonrası Cengiz Han’ın atından inerek “Eğer sultan Muhammed(Celaleddin) askerlerine itimad ediyorsa, benim de itimadim Tanrı’yadır.” dediğini hatırlatmaktadır. Osman Turan – Selçuklular zamanında Türkiye syf. 430-435

Read More

Denilmiştir ki: ”Lanet olasıca şeytan, ömrü boyunca eşi benzeri görülmedik üç çığlık atmıştır. Allah’ın lanetine uğrayıp huzur-i ilahiden kovulduğunda; Hz Peygamber doğduğunda ve Fatiha Suresi indirildiğinde. Bu üçüncüsünde çığlık atması, besmele bu surede yer aldığı içindir.” Abdulkadir Geylani – Kuran ve Hadis Sohbetleri

Read More

Cabir b. Abdullah’ın şöyle dediği nakledilmiştir: ”Bismillahirrahmanirrahim” indirilince bulutlar doğuya kaçmış, rüzgar dinmiş, deniz kabarmış, hayvanlar kulaklarını dikmişler, şeytanlar gökyüzünden kovulmuşlar ve Allah ”İzzetim hakkı için, herhangi bir işe başlanırken benim adım anılırsa anan kişiyi Ben’den başka kimseye muhtaç etmeyeceğim. Adımın anıldığı her işi bereketli kılacağım” diye yemin etmiştir. Bismillahirrahmanirrahim’i okuyan herkes ( er ya da geç) cennete girecektir.” Abdullah b Mesud’un şöyle dediği nakledilmiştir: ”Cehennemdeki on dokuz zebaniden kurtulmak isteyen kişi ”Bismillahirrahmanirrahim” desin Çünkü besmele, on dokuz harften oluşmakta olup onun her harfini Allah o zebanilerden birine kalkan yapar.” Abdulkadir Geylani – Kuran ve Hadislerden Öğütler – Sayfa 49

Read More

1- Nefs kaynaklı düşünce 2- Şeytan kaynaklı düşünce 3- Ruh kaynaklı düşünce 4- Melek kaynaklı düşünce 5- Akıl kaynaklı düşünce 6- Yakin kaynaklı düşünce Nefs kaynaklı düşünce, nefsin arzularını yerine getirmeye; ister mubah, ister günah olsun onun her türlü isteğine uymaya teşvik eder. Şeytan kaynaklı düşünce, inkar etmeyi, Allah’a ortak koşmayı, şikayet etmeyi Allah’ı vaadlerinde töhmet altında bırakmayı içerir. Ayrıca günah işlemeye, tövbeyi geciktirmeye ve insanları dünyada ve ahirette helake sevk eden her türlü şeye teşvik eder. Bunların her ikisi de kötü olup olumlu hiçbir yanları yoktur ve bütün müminleri kapsar. Ruh ve melek kaynaklı düşünceler, hakikati ve Allah’a itaat…

Read More

Nakledildiğine göre Ebu Hureyre yaşlılık döneminde ”Allah’ım! Zina etmekten ve adam öldürmekten sana sığınıyorum” diye dua ederdi. ”Yahu! yaşını başını almış adamsın. Hala bu günahlara düşerim diye mi endişe ediyorsun? diye sordular. ”Şeytan, henüz hayatım sona ermemişken bunlardan nasıl korkmayayım” dedi. Kuran ve Hadislerden Öğütler – Abdulkadir Geylani

Read More

İblis’in korkup sakındığı şey, kulun Allah’a sığınmasıdır. Allah’a sığınmak, ariflerin kalplerinde bulunan marifet nurunun aydınlığıdır. Sen şayet ariflerden değilsen, Allah’a O’ ndan korkan kulların sığındığı gibi sığın ki sen de onların derecesine yükselesin. İşte  o zaman kalp nurunun aydınlığı İblis’in direncini kırar, ordularını yener, fitne tohumlarını yeşertmesine imkan vermez ve sende açtığı yaralarının izlerini silip atar. Böylece sen, kardeşlerin ve bağlıların için şeytanın zindanı olursun. (Kuran ve Hadislerden Öğütler – Abdulkadir Geylani)

Read More