Âdem aleyhisselâmın yaratılacağı toprak, yeryüzünün çeşitli yerlerinden alınıp, bir araya toplandıktan sonra, melekler su ile çamur yapıp insan şekline koydular. Allahü teâlâ bu toprağı çeşitli safhalardan ve tavırlardan geçirdi. Önce tin (çamur) hâline getirilip, bir müddet öylece kaldı ve balçık çamuru oldu. Bu çamur şekil verilecek bir hâl alınca, insan süretine sokuldu. Bir müddet de bu hâl üzere bekletildi. Mekke ile Tâif arasında kırk yıl yatıp, salsâl oldu ve pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselâmın nuru alnına kondu ve Muharrem ayının onunda Cumâ günü rüh verildi.
Âdem aleyhisselâmın şekil verilmiş hâli Mekke ile Tâif arasında kırk yıl yattığı sırada melekler ve iblis (şeytan) onu görmüşlerdi ve ondan korkmuşlardı. Ondan en çok korkan da iblis (şeytan) idi. İblis, Âdem aleyhisselâmın henüz ruh verilmemiş salsâl hâlindeki bedenine dokununca çınlayarak ses çıkardı. İblis, onun, bedenine girip çıkar ve meleklere; “Korkmayınız bunun içi boştur. Eğer ben ona musallat olursam helâk ederim” derdi.
Ahmed bin Hanbel’in (rahmetullahi aleyh) bildirdiği hadis-i şerifte buyruldu ki: “Allahü teâlâ Adem’in bedenine şekil verip bıraktıktan sonra (henüz rüh verilmeden) İblis, etrâfında dolaşıp ona bakmağa başladı. Onun içini boş görünce; “Bu kendine sâhip olamaz, benim için kolay ele geçirilebilir” dedi.”
Âdem aleyhisselâmın bedenine ruh verilmeden önce, melekler, Âdem aleyhisselâmın bedenini görüp, ondaki uygunluğa, ahenge ve ilâhi san’ata hayran kaldılar. Allahü teâlâ bundan güzel bir şey halk etti mi acaba dediler.
