Görgü tanıklarının aktardığına göre, Cengiz Han Buhara’nın merkezine gelince büyük camiye doğru gitti ve bunun şehirdeki en büyük bina olması nedeniyle sultanın evi olup olmadığını sordu. Burasının sultanın değil Allah’ın evi olduğu söylendiğinde, hiçbir şey söylemedi. Moğollar için tek bir ilah vardı ve o bir ufuktan diğerine her yeri kaplamaktaydı; tüm yeryüzünün hakimiydi, tek bir yerde bulunamazdı. Cengiz Han, her zaman yaradanın varlığını hisseder, yurdundaki dağlarda onun sesini duyardı ve onun sözlerine uyarak büyük şehirlerin ve devletlerin fatihi olmuştu.

Cengiz Han, büyük camiye girmek için atından indi; hayatı boyunca içine girdiği bilinen tek binaydı bu. İçeri girdikten sonra, bilginlerin ve din adamlarının atlarına yem vermelerini emretti, böylece kontrolü altına giren dindar kişilere hep yaptığı gibi, onları da gelecekteki tehlikelerden kurtarmış ve koruması altına almış oluyordu.

Daha sonra, şehrin en zengin 280 adamını camiye çağırdı. Cengiz Han’ın şehir duvarlarının arasında çok az tecrübesi olmasına rağmen insan duygu ve düşüncelerinin nasıl işlediği hakkında derin bir kavrayışı vardı. Cengiz Han, adamları camide toplamadan önce, minberin merdivenlerinden birkaç basamak çıktı, daha sonra Buhara’nın elitlerine bakmak için döndü. Tercümanlar aracılığıyla, sultanlarının ve kendilerinin günahları ve suçları için onları amansız bir şekilde azarladı. Bu hatalar için suçlanması gereken kişiler sıradan halk değildi. ”Bu günahları işleyenler aranızdaki büyük olanlar. Eğer siz büyük günahlar işlemeseydiniz, Allah sizin üzerinize benim gibi bir caza göndermezdi,” dedi.

Daha sonra her zengin adamı, Moğol savaşçılarından birinin denetimi altına verdi. Moğol savaşçılar bu adamlara eşlik ederek onların hazinelerini toplayacaklardı.

Cengiz Han – Jack Weatherford

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here