Arap tarihçileri, Timur’un doğumu ve ölümünü bile oldukça ağır ifadeler
ile tasvir etmişlerdir. Doğumu için; “Savaş başlığına benzer bir şey doğdu.
Havadaki bulutlara uçup ardından yere doğru alçaldı ve ondan çıkan cemre ve
kıvılcım yeryüzünü kapladı. Yere düştüğü zaman buz gibi olmuştu ve ellerinin
içi kan doluydu. Bu durum kahinlere sorulduğu zaman, kimisi asker, bazıları
hırsız, bir kısmı kan dökücü kasap, diğerleri ise kelle uçuran bir cellat olacağını
söylediler” ifadeleri kullanılırken, ölümü ise şu şekilde anlatılmıştır:
“Son
seferinde Otrar’a vardığında öleceğini hissetti. Ama Allah, sahip olduğu o kirli
ruhun bedeninden hemen çıkmasına izin vermedi. İcat etmiş olduğu çirkin
zulüm sıfatları üzerine ölmesini istedi. Çünkü o zalimlerin öncüsüydü ve bir
benzeri daha dünyaya gelmemişti. İçki ciğerlerini parçaladığından sürekli kan
kusuyordu. Yaptıklarına pişman oldu ve üç gün can çekiştikten sonra öldü. O
güne kadar inkar ettiği Allah ‘a iman etti. Ama can çekişirken ettiği imanın bir
faydası olmadı. Allah ‘ın lanetine intikal ederek cehennemde günahkarlar ile
komşu oldu. Allah zorba ve harici Timur’a lanet etsin! Kabrine ve türbesine
merhamet etmesin!’.
İbn Arabşah, 391-94; es-Seyrafi, Il, 209; İbn Tagribirdi, XII, 270; XIII, 160; İbn Hacer, Il, 299;
İbn İyiis, I/2, 710.
