Çok güzel bir yaz günüydü. Sarayın bahçesinde Kanuni Sultan Süleyman ile Barbaros Hayreddin Paşa, birlikte geziyorlardı. Kanuni, Barbaros Hayreddin Paşa’yı  çok sever ve beğenirdi. Çünkü Barbaros, kocaman Haçlı donanmasını Preveze’de mağlup etmiş, Cezayir gibi bir ülkeyi Osmanlı sınırlarına katılmıştı. Padişah bir ara:

0
1580

Çok güzel bir yaz günüydü. Sarayın bahçesinde Kanuni Sultan Süleyman ile Barbaros Hayreddin Paşa, birlikte geziyorlardı.

Kanuni, Barbaros Hayreddin Paşa’yı  çok sever ve beğenirdi. Çünkü Barbaros, kocaman Haçlı donanmasını Preveze’de mağlup etmiş, Cezayir gibi bir ülkeyi Osmanlı sınırlarına katılmıştı.

Padişah bir ara: ”Paşa, seni çok iyi görmüyorum, canını sıkan bir şey mi var?” diye sordu.

Barbaros Hayreddin Paşa, İstanbul’a geleli bir ay kadar olmuştu. Ama gelir gelmez denizlere özlem çekmeye başlamıştı.

Hayreddin Paşa, çok açık sözlü biriydi. Bu yüzden Padişah’a derdini rahatlıkla söyleyecekti. Şöyle dedi:

”Allah’a hamdolsun. Sayenizde sıkıntılarımız kalmadı padişahım. Şu anki derdimiz denizlere olan hasretimizden ileri gelir. Bundan başka da bir derdimiz yoktur.”

Kanuni gülümsedi,

”Denizlerden kaç ay ayrı kaldın ki? diye  sordu.

Hayreddin paşa:

”Bir ay padişahım. Evet, tam bir ay oldu denizlerden ayrı kalmışım.”

Bunun üzerine padişah:

”Haklısın, denizlerin sultanı olduğu için, hemen hasretlik çekiyorsun.” dedi.

Barbaros şu cevabı verdi Kanuni’ye:

”Ne yapayım padişahım. Denizde iken karayı, karada iken de denizleri özlüyorum. Çünkü denizlerde kendimi, kara da ise sizi buluyorum”

Bu cevap Kanuni’yi öylesine sevindirdi ki, Barbaros’a, hemen denizlere açılması için izin verdi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz