Sütannesi Halime Hatun, Peygamberimiz Aleyhisselamı Medine’ye, annesine götürürken, Sirer vadisinde Habeş Hristiyanlarından bazı kimselere rastlamıştı.
Hristiyanlar, Halime Hatun’a nereye gittiğini sordular. Sonra da, Peygamberimiz Aleyhisselama dikkatli dikkatli baktılar. Arkasını döndürüp onun iki kürek kemiği arasındaki peygamberlik hâtemine ve gözlerinin beyazındaki kırmızılığa baktılar.
Kırmızılık hakkında:
“Gözlerinden bir şikâyeti, hastalığı var mı?” diye sordular.
Halime Hatun:
“Hayır! Bu kırmızılık gözlerinden hiç ayrılmaz” dedi.
Hristiyanlar:
“Biz, bunu kralımıza, ülkemize götüreceğiz. Çünkü, bunun bizimle ilgili hali, şanı vardır. Biz, onun işini biliyoruz” dediler.
Hristiyanlar, Peygamberimiz Aleyhisselam hakkında o kadar baskı yaptılar ki, Halime Hatun onu zorla elinden alacaklarından korkmaya başladı. Fakat, Yüce Allah onu onlardan korudu.
Halime Hatun, Peygamberimiz Aleyhisselamı onların ellerinden güçlükle kurtarıp Hz. Âmine’nin yanına götürebildi.
Hz. Âmine’ye, Peygamberimiz Aleyhisselam hakkında bilgi verdi. Onun uğurluluğu yüzünden gördükleri hayır ve bereketi anlattı. Habeş Hristiyanlarının yaptıklarını da haber verdi.
