Osmanlı tarihiİncili Çavuş arkadaşıyla yankesicilerden bahsedince 'suç dolandırılan adamdadır' der....

İncili Çavuş arkadaşıyla yankesicilerden bahsedince ‘suç dolandırılan adamdadır’ der. Eski bir dolandırıcı olan arkadaşı İncil’i Çavuş’a şöyle bir ders vererek dolandırır:

-

İncili Çavuş’un bedestende gayet iyi görüştüğü bir dostu vardır. Ara sıra bu zatın
dükkânına gidip oturur, onunla sohbet eder. Bir gün yine konuşurlarken söz yankesicile
re gelir ve bunların yaptıkları fenalıklardan bahsedilir. İncili der ki:

–Kabahat hep çarpılan adamlardadır. Akılları başlarında olsa, öyle sersem ser
sem gitmeseler, yankesici bunlara ne yapar?


Gençliği zamanında bir müddet yankesicilik edip bu sanatta oldukça maharet
gösterdikten sonra tövbekâr olarak ticarete başlamış olan dükkâncı dostu cevap verir:

–Böyle söyleme ağa hazretleri. O yankesicilerde öyle maharetlileri vardır ki de
ğil insanı, şeytanı bile çarparlar. –Adam sen de! İşte ben bu kadar senedir İstanbul’dayım. Hiçbir şey çarptırma
dım. Bundan sonra da çarptırmayacağıma eminim.

–Meşhur sözdür: “Büyük lokma ye, büyük söz söyleme!” derler. Herhâlde ted
birli olmak gereklidir.

–Kesinlikle ben bu fikirde değilim. En usta yankesici benden bir şey çarpamaz.


Bu konuşmadan sonra dükkâncı İncili’ye bir oyun oynamaya, ona yankesicilerin ne ol
duğunu göstermeye karar verir.

Birkaç gün sonra İncili, dükkâna gelince biraz konuşurlar. Çavuş, o civardaki
manavda güzel elmalar gördüğünü, giderken bir miktar alacağını söyler ve kalkıp gider.
Dükkâncı, hemen İncili’yi takibe başlar. Uzaktan, Çavuş’un aldığı elmaları sa
yar. Onun manav dükkânından elma dolu mendili eline alarak yürümesi üzerine, dük
kâncı da manavdan o miktar limon alarak İncili’nin arkasından gider. Yolda elmaları
birer birer alıp yerine limonları koyar. İncili, evine varır, kapıyı çalıp içeri girer. Elinde
ki mendili karısına vererek:

–Hanım, güzel elma buldum da aldım, der. Kadın mendili açınca limonları görür
ve hayretle: –Aaa! Sen, elma aldım diyordun. Hâlbuki bunlar limon. –Nasıl limon? Ben elma aldım. –İşte bak! Hepsi limon. İncili, mendilin içinde elma yerine limon olduğunu gö
rünce hiddetle: –Vay köpek oğlu manav! Bana elma yerine limon vermiş. Ver şu mendili gidip
değiştireyim.


Çavuş, limonları alarak kapıdan çıkar, süratle yürümeye başlar. Böyle olacağını
bilerek bir tarafta beklemekte olan dükkâncı, onun arkasından giderek bu defa limonları
alıp elmaları mendile doldurur. İncili, manav dükkânına varınca: –Biraz evvel ben senden ne aldım? –Elma aldınız efendim. –O hâlde bu limonlar ne oluyor? –Ben ne bileyim? Size elma verdim. –İşte bak!


Manav, mendili alıp açar ve der ki: –Ağa bunda limon yok, hepsi elma.
İncili son derece hayretle kendi kendine: “Haydi ben yanlış gördüm diyelim.
Hanım da limon olduklarını söyledi. Şimdi mendilde elma var. Bu nasıl şey?” diyerek
mendili alıp gider. Yolda yine dükkâncı, elmaları limonlarla değiştirir. Çavuş, evine
varıp kapıdan içeri girince karısına hitaben: –Boş yere beni yordun. Ben de dikkat etmedim. Mendilde elma var. –A! Üstüme iyilik sağlık! Nasıl elma var? Ayol sen bugün şaşırdın mı? İşte
bak hepsi limon!

İncili, mendilde limonları görür. Yine hiddetle mendili kavrayarak manava ko
şar. Dükkâncı, yolda tekrar elmaları limonlarla değiştirir. Çavuş, manava varınca bu
defa pek hiddetli olarak bağırır: –Be herif! Benimle eğleniyor musun? Bu ne? –Estağfurullah ağa! Ne olmuş? –Ne olacak, mendilde limon dolu. –Olamaz Ağa! Ben size gözünüzün önünde elma vermedim mi? –Evet verdin ama bu limonlar nerden çıktı? –(Mendili
açarak)
İşte
bakınız!
Hepsi
elma.
Limon
nerede?
İncili, elleriyle başını tutarak:

–Acaba çıldırdım mı? Ben mi ters görüyorum, bizim karı mı ters görüyor? Her
hâlde bir ters gören var; ama hangimiz? –Onu siz bilirsiniz! Benim kabahatim yok! Çavuş, mendili alarak evine tekrar
döner. Dükkâncı bu defa da elmaları değiştirirse dostunun aklını oynatacağını emin ola
rak bildiğinden karşısına çıkıp sorar:

–Ağa hazretleri, ne var? Sizi pek telaşlı görüyorum. –A! Siz misiniz? Evet, pek telaşlıyım, âdeta çıldıracağım! –Niçin çıldıracaksınız? –Canım, ben manavdan elma aldım. Evime varınca mendilde elma yerine limon
olduğunu gördüm. Dönerek manava geldim. Dükkânda mendildeki limonlar elma oldu.
Tekrar eve gittim. Mendilde yine limonları gördüm, yine dükkâna döndüm. Limonların
elma olduklarını hayretle gördüm. Bunun nasıl şey olduğuna bir türlü aklım ermedi.
Şaşırdım kaldım. –(Gülerek) Ben size yankesicilerden sakınınız demedim mi? –Dediniz; fakat bizim elmalarla yankesicilerin ne münasebeti olabilir? –Belki elmayı limonla değiştiren onlardır! –Elimdeki mendilden elmayı değiştirmek mümkün değildir. Buna ben katiyen
inanmam.

– (Elindeki mendili açıp göstererek) İşte limonlar meydanda, elmaları ben
değiştirdim. Bundan maksadım da size yankesicilerin ne yapabileceklerini gösterip ispat
etmekti. Ümit ederim ki bundan sonra daima ihtiyatlı davranırsınız. İncili, o günden
itibaren sokakta daima ihtiyatlı yürümeye başlamıştır.

REKLAM

Mutlaka Okumalısınız

Kılıç Arslan, Çaka Bey’i kılıcıyla neden öldürdü?

Çaka Bey İzmir'e doğru akınların başına geçmiş ve İzmir'i fethederek ilk Türk İzmir Birliğini kurmuştur 1081-1092). İzmir'in ilk Türk beyi Çaka Bey, Malazgirt zaferinden...

İsrailoğulları büyük bir kıtlık içindeyken abid kullardan biri bir kum yığınına rastlar. İçinden: ”Bu kum yığını un olsaydı İsrailoğullarının karnını doyururdum” diye geçirir....

İsrailoğulları büyük bir kıtlık içindeyken abid kullardan biri bir kum yığınına rastlar. İçinden: ''Bu kum yığını un olsaydı İsrailoğullarının karnını doyururdum'' diye geçirir. Bunun üzerine Allah...

Lokman Hekim’in oğluna nasihatları

Lokman Hekim, tabiplerin pîridir. Hikmetli sözleri ve oğluna verdiği nasîhatler meşhurdur. Kurân-ı Kerîm’de meâlen; ”Bir vakit Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum! Allah’a ortak...

Hz Muhammed (sav)’e inanan İlk Türk Hükümdarı şu kimsedir:

Abdülkerim Satuk Buğra Han'ın ruhu, Hz Muhammed (sav)'in Miraç'a çıktığında diğer peygamberlerin ruhuyla aynı kafilede yer almıştır. Aralarında şu konuşma geçer: ''Hz Muhammed'in Cebrail'e Neden...

Varna Savaşı’ndan sonra düşman askerlerinin ölülerinin pek genç olmasından dolayı 2. Murad şöyle demiştir:

Varna Savaşı'ndan sonra (1444) İkinci Murad muharebe meydanını gezmeye çıktı. Haçlı ordusunun harp meydanına terk ettiği ölü ve yaralıların hepsinin pek genç oluşu Türk...

REKLAM

REKLAM