Selanik Alatini Köşkü’nde tutuklu bulunan Abdülhamit’in, Balkan Savaşı’nın tüm hızıyla devam ettiği bir zamanda, bir gece yarısı kapısı çalınır. Gelen muhafız komutanı Rasim Bey’dir. Mahzun ve perişan haldeki Rasim Bey:

0
10590
2. abülhamid
Paylaş

Loading

Selanik Alatini Köşkü’nde tutuklu bulunan Abdülhamit’in, Balkan Savaşı’nın tüm hızıyla devam ettiği bir zamanda, bir gece yarısı kapısı çalınır. Gelen muhafız komutanı Rasim Bey’dir. Mahzun ve perişan haldeki Rasim Bey:

”Zat-ı hümayununuzu rahatsız ettim, beni mazur görünüz. Dört düvel ile harp halinde olduğumuzu söylemem gerekiyor!”

”Dört düvelle mi? Kim bunlar Rasim Bey, hemen Allah Orduyu Hümayun’a nusret, kuvvet versin, inşallah zafer bizimdir!”

Rasim Bey başını yere eğer ve ağlayacak gibi konuşur. ”Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ ve Sırbistan’la sultanım. Maalesef yenilmek üzereyiz.”

Bunları duyan sultan, kahrolur hatta mahvolur. Ve şöyle cevap verir:

”Dört düvel birleşir de haberimiz olmaz mı Rasim Bey. Bu nasıl gaflettir! Bu devletler birleşemezler ki! Aralarında kilise kavgaları var. Yıllar yılı süren Makedonya boğuşmasını hatırlamıyor musun?

Rasim Bey:

”Kiliseler kanununu çıkararak Meclis-i Mebusan ve Ayan bu ihtilafı halletti. Başımıza bu işlerin açılacağını kim bilebilirdi ki? Selanik bugün yarın düşmek üzere. Sizi İstanbul’a götürecekler. Bunu size haber vermek için emir aldım,” dedi.

Bunu duyan Sultan, hiddetle:

”Rasim Bey, Rasim Bey! Selanik demek, İstanbul’un anahtarı demektir! Ordumuz nerde, askerimiz nerde? Nasıl bırakılıp da gidilir? Bırakıp gidersek, tarih ve ecdat bizim yüzümüze tükürmez mi? Biraderim Hazretleri buranın tahliyesine razı mı oldu? Hayır, ben razı değilim! Yetmiş yaşında olduğuma bakmayınız. Bana bir tüfek verin, asker evlatlarımla beraber Selanik’i ben son nefesime kadar koruyacağım! Gidin kumandanınıza söyleyin, buradan ben değil, benim cenazem gider,” der.

Osmanlı’dan Hikayeler


Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz