PAYLAŞ

Selahattin Kudüs’ün 1096 yılında Haçlıların eline geçmesini ve 70 bin Müslüman’ın kılıçtan geçirilip, kafalarından kuleler yapılmasını bir türlü içine sindiremiyordu.

Şarkın sevgili Sultanı, Kudüs’te tüyler ürpertici katliam yapan Haçlı sürülerinin önünde yıkılmaz bir set gibi durdu. Tek düşüncesi Kudüs’ü almaktı.

Bu husustaki sözleri kalpleri daha da yakıyordu:

”Kudüs işgal altında iken ben nasıl gülebilirim. Allah Resulü’nün Miraç’a çıktığı, yıllarca Müslümanlara kıblegah olmuş üçüncü harem, düşmanın elinde iken ben nasıl olur da gülebilirim; sevinebilirim, istediğim gibi yemek yiyebilirim ve hele gözüme uyku girebilir?”

Bu gönül adamı etraftaki Müslüman devletçikleri bir araya getirerek, Haçlılarla savaşa başladı ve onları Hittin’de yenerek, 2 Ekim 1187 Cuma günü Miraç Kandili’nde Kudüs kapılarını tekrar Müslümanlara açtı.

Kudüs’ün düşmesiyle büyük şok yaşayan Batılılar, adeta çıldırırlar. Hemen Papa’nın çağrısıyla yeni bir Haçlı ordusu hazırlanır. Tarihte ”Krallar Savaşı”olarak da bilinen Üçüncü Haçlı Seferi diye geçen uzun yürüyüşe, çok sayıda şövalyenin yanı sıra üç kral katılır: Alman İmparatoru Frederik Barbaros, Fransa Kralı Filip Ögüst ve İngiltere Kralı Birinci Richard diğer anılan adıyla Aslan Yürekli Rişar.

Frederik Barbaros Silifke ırmağında boğulur. Aslan Yürekli Rişar ile bozuşan Filip Ögüst de Fransa’ya döner. Yanlız başına kalan İngiltere Kralı Rişar, Selahattin Eyyubi’nin karşısında tutunamaz ve iki taraf arasında 3 yıl 8 ay süren bir barış imzalanır.

Tarihimizde İz Bırakanlar Son Nefeslerinde Neler Dediler – Muammer Yılmaz


PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here