Eyyûb Aleyhisselâmın ibtilâya uğramasına türlü sebepler gösterilir.
Bu cümleden olmak üzere: Beseniye halkı, zorbalardan bir zorba olan ve
halka zulmeden krallarının huzuruna varıp onunla konuştukları ve
kendisine, ağır sözler söyledikleri halde, Eyyûb Aleyhisselâmın -ekinleri,
hakkında- ondan çekinerek, konuşmasında yumuşak davrandığı, Mârufu,
emretmediği, işlediği zulüm hakkında, zâlimi, uyarmadığı rivayet edilir.
Şam toprağında kuraklık, kıtlık olup ta, Mısır Kralı Firavun: “Bize gel!
Bizim yanımızda, senin için, bolluk, genişlik vardır!” diye yazı gönderince Eyyûb Aleyhisselâm; çoluk çocukları, atları, küçük büyük baş hayvanları ile
birlikte kalkıp Mısır’a gider.
Firavun, onlara, yiyecekler, elbiseler
ve yerler ayırıp verir.
Eyyûb Aleyhisselâm, Firavun’un yanında bulunduğu sırada, Şuayb
Aleyhisselâm gelip içeri girer ve:
“Ey Firavun! Gök halkı, yer halkı, denizler ve dağlar halkı, kızınca,
Allah’ın da, gazaba geleceğinden korkmaz mısın?” der.
Eyyûb Aleyhisselâm ise, susar, konuşmaz.
Eyyûb ve Şuayb Aleyhisselâmlar, Firavun’un yanından çıkınca, Yüce
Allah, Eyyûb Âleyhisselâma:
“Ey Eyyûb! Sen, Firavun’un ülkesine gittiğin için, sustun
İbtilâ’ya hazırlan!” diye Vahy eder.
Eyyûb Aleyhisselâm:
“Ben, yetim’in geçimini, üzerime almadım mı?
Garîb’i, barındırmadım mı?
Aç’ı, doyurmadım mı?
Dul’a, yardımcı olmağa çalışmadım mı?” der.
O sırada; içinden, on binlerce yıldırımlar, korkunç gök gürlemeleri
duyulan bir bulut geçer ve bulutun içinden:
“Ey Eyyûb! Bunu, sana yaptıran kim’di?” denilir.
Eyyûb Aleyhisselâm; hemen, bir avuç toprak alıp başının üzerine
koyarak:
“Sen’din yâ Rab!” der.
Yüce Allah, ona:
“İbtilâya hazırlan!” diye Vahy eder.
Bunun üzerine, Eyyûb Aleyhisselâmın bütün serveti yok olur.
