Yusuf (aleyhisselâm), oniki yaşlarında iken bir rüyâ gördü. Rüyâsında; onbir yıldız ile birlikte, güneş ve ayın kendisine secde ettiğini gördü. Rivâyete göre, Yusuf (aleyhisselâm), bir Cumâ gecesi, babasının yanında yatıyordu. Ansızın, heyecanla uyandı. Babası Yakub aleyhisselâm; “Ne oldu, bir şey mi var?” diye sorunca, şöyle anlattı: “Yüksek bir dağın tepesinde imişim. Etrâfta ırmaklar, yeşil ağaçlar vardı. Bu sırada gökten, onbir yıldız, güneş ve ay gelip bana secde ettiler” dedi.
Nitekim âyet-i kerimede bu durum meâlen şöyle haber verildi:
“(Habibim!) Yusuf’un, babasına (Ya’kub’a); Ey babacığım! Rüyâmda onbir yıldız, güneş ve ayı bana secde eder gördüm dediği vakti hatırla!” (Yusuf süresi: 4) Yusuf’un (aleyhisselâm) anlattıklarını dinleyen Ya’kub aleyhisselâm, onbir yıldızın Yusuf’un (aleyhisselâm) kardeşleri, güneşin kendisi ve ayın da zevcesi olduğu şeklinde tâbir etti. Ya”kub aleyhisselâm, ilerde diğer oğullarının Yusuf’a itâat edeceklerini, hattâ Yusuf’un kendisini bile geçeceğini anladı. Rüyâ tâbirinde mâhir olan evlâtlarının, Yusuf aleyhisselâmın rüyâsını duydukları takdirde onu kıskanacaklarını, hattâ şeytanın vesvesesi ile ona bir kötülük bile yapmaya kalkışacaklarını düşündü. Yusuf’a (aleyhisselâm) tenbih edip, rüyâsını kardeşlerine anlatmamasını söyledi. Sonra; gelecekte, kendisine itâat olunacağını, Allahü teâlânın, ona peygamberlik vereceğini, rüyâ tâbirini öğreteceğini, nimetini ona tamamlayacağını bildirdi.
Âyet-i kerimede bu husus meâlen şöyle bildirildi: “(Ya”kub, oğlu Yusuf’a); Ey oğulcuğum! Sakın rüyânı kardeşlerine anlatma! Sonra (şeytanın vesvesesi ile helâkin için) sana kötülük yapıp, tuzak kurarlar. Muhakkak ki şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.” (Yusuf süresi: 5)
Çünkü, Yusuf aleyhisselâmın kardeşleri rüyânın tâbirini (yorumunu) iyi bilirlerdi. Bu sebeple Ya”kub aleyhisselâm onların Yusuf’u hased etmelerinden korktuğu için hased ederler dedi. Bir baba evlâdının hayırlı olmasını ister fakat, kardeş kardeşin kendinden hayırlı ve daha iyi olmasını istemez. Yusuf aleyhisselâm gördüğü rüyâyı kardeşlerine anlatsaydı, bu onların hoşuna gitmeyecekti. Çünkü rüyânın insan üzerinde te’siri vardır. Bir çok insanın gördüğü rüyâ, gam ve kedere sebep olur. Hattâ bu yüzden hasta olanlar bile vardır. Nitekim Resülullah efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır; “Rüyây-ı sâlıhadan (salih, iyi rüyâdan) kalb sevinir. Bu rüyâ Allahü teâlâdandır. Kötü rüyâ hulmdür, hayâldir, kalb onu istemez. Böyle rüyâ şeytandandır. Biriniz, hoşuna giden bir rüyâ görürse, onu sevdiği kimseye anlatsın. Hoşuna gitmeyen bir rüyâ görürse, onu kimseye anlatmasın. Sol tarafına üç defâ tükürsün. Şeytandan ve gördüğü rüyânın şerrinden, kötülüğünden Allahü teâlâya sığınsın. Böyle yaparsa, o rüyâ ona Zarar vermez.”
