Kâbil, ıssız bir yerde Kardeşi Hâbil’i öldürmeye teşebbüs ettiğinde nasıl öldüreceğini bilemiyordu. Bu sırada şeytan insan kılığına girerek karşısına çıktı. Bir kuş tutup, kuşun başını taş üzerine koydu. Başka bir taş daha alıp kuşun başına vurarak başını ezmek suretiyle öldürdü. Böylece Kâbil’e kardeşi Hâbil’i nasıl öldüreceğini gösterdi. Kâbil bu hâli görüp, kardeşini aynı şekilde öldürmek üzere harekete geçti. Hâbil’ı tutup, başını bir taş üzerine koydu. Başka bir taş ile de vurarak şehid etti. Yeryüzünde dökülen ilk kan budur. İlk şehid Hâbil, ilk katil de Kâbil oldu. İmâm-ı Ahmed’in bildirdiği bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Zulüm ile öldürülen her insanın kanından (günahından) Âdem’in birinci oğlu Kâbil’e bir pay ayrılır. Çünkü cinâyeti âdet edenlerin önderi odur.”
Kâbil kardeşi Hâbil’i öldürünce, cesedini ne yapacağını bilemedi. Önce onu bir sahraya bıraktı. Yırtıcı kuşlar Hâbil’in cesedi üzerine hücüm etti. Bunun üzerine Kâbil, Hâbil’ın cesedini bir torbaya koyup sırtına aldı ve taşımaya başladı. Ceset sırtında, ne yapacağını bilmez bir hâlde iken, yırtıcı kuşlar da cesedi yere bırakmasını bekleyerek üzerinde dolaşıyordu. Kâbil böyle şaşkın bir hâlde iken Allahü teâlâ iki karga gönderdi. Bu iki karga birbirine hücüm edip, dövüştüler ve neticede karganın biri diğerini öldürdü. Sonra da öldüren karga ayakları ve gagasıyla yeri kazıp, öldürdüğü kargayı yere gömdü. Kâbil, bu hâdiseyi görerek Hâbil’in cesedini ne yapacağını öğrendi. Kâbil kendi kendine; “Bana yazıklar olsun. Karga kadar olmaktan âciz kaldım” dedi. Hâbil’in cesedini yere gömdü.
Bu husüsta Kur’an-ı kerimde şöyle buyruldu: “Nihâyet Kâbil nefsine uyarak kardeşini (Hâbıl’ı) öldürmeğe kalkışmış ve sonra onu öldürmüştü. Böylece ziyâna uğrayanlardan olmuştu. Sonra Allahü teâlâ, bir karga gönderdi. Kâbil’e kardeşinin ölü cesedini nasıl örteceğini göstermek için o karga yeri eşeliyordu. Kâbil, bana yazıklar olsun kardeşimin cesedini örtemedim, dedi. Artık o pişmanlığa düşenlerden olmuştu.” (Mâide süresi: 30,31) Hâbil’ın öldürüldüğü yerin neresi olduğu hakkında muhtelif rivâyetler vardır.

