Muharebe müthiş oldu. Moğol ordusunun merkezine kumanda eden Cengiz Han’ın kardeşi Kasar, mükemmel bir kumandan gibi hareket etti. Akşam üzeri Moğollar galip vaziyette idiler, ağır surette yaralanmış olan Tayang, adamları tarafından bir tepe üzerine götürüldü.
Gizli Tarih’in ifadesi burada destani bir ton alıyor. “Tayang yanındaki sadık adamlarına sorar: “ Bizi bir sürüyü takip eden kurtlar gibi kovalayan bu adamlar kimdir? ” – “Camuka cevap verir: Kardeşim Timuçin’in dört av köpeğidir. Bunlar insan etiyle beslenirler ve bir demir zincirle bağlanmışlardır. Kafaları tunçtandır, dişleri kayadan yontulmuştur; dilleri kılıç, kalpleri demir gibidir. Kırbaç yerine kıvrık kılıçları vardır. Şebnemleri içerler ve rüzgârla beraber uçarlar; savaşlarda parçalayarak insan eti yerler. İşte şimdi onlar zincirlerinden kurtulmuş, ağızları köpüklenmiş sevinç içindedirler. Bu dört köpek Cebe, Kubilay, Cemle ve Sübötay’dır!
“Tayang sormakta devam eder: “Şu, geride, ileriye atılan aç bir şahin gibi gördüğümüz kimdir? ” -” Bu benim demir bir zırh giymiş “anda”m Timuçin’dir. Sen diyordun ki Moğollar gelir gelmez onları bir kuzu gibi parçalayacak, bir parçasını bırakmıyacaktın. Şimdi ise..!”, Moğol rivayeti devam ediyor; kendisinin son sadık adamları Tayang’dan boş yere, ne yapmaları lâzım geldiğini sormakta idiler. Hâlbuki o can çekişiyordu. Korisü-beçi kendisini canlandırmak için beyhude, karılarının ve annesi Gürbesü’nün! çadırında beklediklerini söyledi. Kan kaybı ile bitap düşen Tayang yerde uzanmış kımıldamıyordu. O zaman Korisü-beçi başta olmak üzere bu son sadık adamları ölmek için tekrar muharebe meydanına indiler. Ümitsiz cesaretlerini takdir eden Cengiz Han onların hayatını korumak istiyordu; fakat onların hepsi teslim olmayı reddederek öldüler. Tayang’ın oğlu Küçlüg adamlarından bir kısmı ile her halde İrtiş taraflarına kaçabildi. Bu sürgünler müstesna, Nayman halkının büyük kısmı inkıyat etmeye mecbur oldu.
