Bunun üzerine, (Mûsâ), Asasını, yere bırakıverdi. Bir de (ne görsünler!) O, apaçık bir Ejderhâ! ki, iri gövdesiyle, Firavunun önünü ve iki yanını doldurmuş, ağzını, açmış ‘, alt çenesini, yere, üst çenesini köşkün üzerine koymuş! Yutmak için, Firavun’a yönelince’
, Firavun’un yanındaki adamlar, korkup Firavun’un başından dağılıverdiler.
Firavun da, kendisini, tahttan, yere atıp Ejderhâ yılanı tutması için, Mûsâ Aley-hisselâma, Rabb’i adına ve süt emzirme hakkına and verdi. “Artık, ben, sana imân edecek, İsrail oğullarını da, seninle birlikte
göndereceğim!” dedi. Bunun üzerine, Mûsâ Aleyhisselâm, onu, tutup eski, Asa haline çevirdi. Firavun, bundan önce, hiç işemezken, korkusundan, işedi!
Mûsâ Aleyhisselâm, Firavun’a, ikinci bir Mucize olmak üzere, elini de,
(koynundan) çekip çıkardı. Bir de (ne görsünler!) bu, temâşâ edenler için, bembeyaz (ve Nûr saçan bir el) Elin parlaklığından, Firavunun gözleri kamaştı.
Mûsâ Aleyhisselâm, elini, koynuna sokup çıkardığı zaman, eski normal
rengini aldı.
Bunun üzerine, Firavun, Mûsâ Aleyhisselâmı, doğrulamağa meyletti ise de, Firavun’un Vezîr’i Hâmân, hemen onun yanına varıp önüne oturdu ve:
“Sen, şu sırada, kendisine tapılan bir İlâh’sın!
Sen, ona, tâbi olunca, bir kul olacaksın demek!?” dedi.
Firavun, Mûsâ Aleyhisselâma: “Bana, bugün, yarına kadar mühlet ver!” dedi. Yüce Allah: Mûsâ Aleyhisselâma, ona, şöyle söylemesini, Vahy etti: “Ey Firavun! Sana, hiç ihtiyarlamamak üzere, gençliğin, Hiç elinden alınmamak üzere, Devlet’in verilecek olsa,
Evlenmelerden, yeyip içmelerden, hayvanlara binip gezmelerden zevk
alma gücün sana iade edilecek olsa, Öldüğünde de, Cennet’e girdirilecek olsan… bana, iman eder misin?” dedi. Bu sözler, Firavun’un kalbini, biraz gevşetti, yumuşattı:
“Senin gibi, Hâmân da, yanıma bir gelsin bakayım!” dedi.
Ertesi günü, Hâmân gelip Firavunun yanına girdi.
Firavun, ona:
“Şu Zat, yanıma geldi!” dedi.
Firavun, daha önce, Mûsâ Aleyhisselâma, ancak, Sihirbaz derdi.
Bugün ise, Sihirbaz demeyip (Mûsâ) dedi.
Hâmân:
“O, sana, ne söyledi?” diye sordu.
Firavun:
“Bana, şöyle şöyle söyledi” diyerek Mûsâ Aleyhisselâmın söylediklerini
nakletti.
Hâmân:
“Onu, reddetmedin mi?” dedi.
Firavun:
“Hele Hâmân gelsin de, ona, bir danışayım bakayım! dedim.” dediği
zaman, Hâmân, Firavun’a:
“Sanırım ki: sonradan, tapan bir kul olmandan, kendisine tapılan bir Rab
olman, senin hakkında daha hayırlı idi!
Ben, sana, gençliğini, geri çevireyim!” dedi.
Veşm (iğne) getirtip Firavunun yüzünü, onunla döğdürerek kan çıkan
yerine çivid sürdürdü. Yeşile çalar siyah bir ten meydana geldi.
Bu işi, ilk yapan, o, oldu.
Mûsâ Aleyhisselâm, Firavunun yanına girip onda bu hali görünce,
şaşırdı.
Yüce Allah, Mûsâ Aleyhisselâma:
“Gördüğün şey, seni, şaşırtmasın!
O, çok sürmez, ilk haline döner!” diye Vahy etti.
Firavun, ne iman etti, ne de, İsrail oğullarının, Mûsâ Aleyhisselâm ile
birlikte Mısırdan çıkıp gitmesine izin verdi.
Peygamberler Tarihi

