İncili Çavuş’un yolu bir gün Balat’a düşmüş. Orda işini hallettikten sonra, dönüş
için kayık iskelesine gitmiş. Sabahtan beri koşturduğundan adamakıllı yorgunmuş ve
ağzını açıp tek kelime bile söylemek istemiyormuş. Eliyle işaret ederek kayıkçılardan
birini çağırmış. Mişon adındaki Yahudi, İncili’yi kayığına almış. İncili bir şey söyleme
den eliyle karşıya işaret etmiş.
Kayıkçı: –Kasımpaşa’ya mı? diye sormuş.
İncili yanıt vermemiş. Kayıkçı bir daha sormuş. Gene cevap yok… Sonunda
adam:
–Anlaşıldı, bu adam küp gibi sağır ve dilsiz bir dangalağın teki. Herhalde Ka
sımpaşa’ya gidecek. Yağlı bir müşteriye benziyor, kaz gibi yolarım onu.
Küreklere asılıp İncili’yi Kasımpaşa iskelesine yanaştırmış. Ama İncili orda ka
raya çıkmayarak eliyle Unkapanı’nı göstermiş.
Kayıkçı Mişon yüksek sesle söylenmiş: –Be Allah’ın belası, daha önce oraya gideceğini söyleseydin ya!
Kayıkçı hem kürek çekiyor hem İncili Çavuş’a ağzına geleni söylüyor, arada bir
de basıyormuş küfrü. Kayık Unkapanı iskelesine yanaşmış. İncili yine iskeleye çıkma
yarak eliyle Galata’yı işaret etmiş… Kayıkçı öfkeden deli gibi olmuş ve gene küfrede
ede kürek çekerek Galata iskelesine yanaşmış. İncili orada da karaya çıkmayarak Sirke
ci kayık iskelesini göstermiş. Kayıkçı küfrede ede kayığı Sirkeci’ye götürmüş. Bu garip
müşteri burada da kayıktan inmemiş, bu kez de Tophane’yi işaret etmiş. Yahudi kayıkçı
kan ter içinde ağzına geleni söyleye söyleye Tophane iskelesine ulaşmış. İncili gene
yerinden kımıldamamış ve Üsküdar’a hareket emrini vermiş. Kayıkçı oraya doğru yö
nelmiş. Hem kürek çekiyor hem de söyleniyormuş:
–Nerden çattık be şu Allah’ın belasına! Uğursuz oğlu uğursuz!
Üsküdar, derken Beşiktaş, Beylerbeyi, Ortaköy, Çengelköy, Kuruçeşme,
Vaniköy ve sonunda Arnavutköy iskelesine ulaşmış kayık. Arnavutköy’de İncili karaya
çıkmış.
İncili kayıkçıya: –Seni utanmaz, seni terbiyesiz, diye bağırmış, beni sağır dilsiz zannedip etmedi
ğin küfür kalmadı. Ben karakola gidiyorum. Bekle iskelede beni!
Kayıkçı iskeleye bir tekme indirip denize açıldıktan sonra şöyle demiş İncili’ye:
–Efendi, ben o kadar da budala değilim. Bir budalalık yapıp seni sağır dilsiz
sandım. İkinci budalalık yapıp karakollarda sürünemem, ne halin varsa gör!
Olaydan üç beş gün sonra, İncili Çavuş gene Balat’a gitmiş, kayıkçıyı bulmuş ve
bol bol bahşiş vererek adamın gönlünün almış.
