Kitâbların kırâ’eti temâm oldukdan sonra bir nidâ gelir ki: Ey mücrimler, şimdi sizler ayrılınız!) denir. Bu nidâ üzerine, mevkıf ya’ni Arasât meydânı harekete gelir. O zamân, herkesi büyük korku alır. Birbirlerine girift olurlar. Melekler cin ile ve cin insanlar ile karışır. Bundan sonra, nidâ gelir ki: (Yâ Âdem! Evlâdından Cehenneme lâyık olanı gönder!) Âdem “aleyhisselâm” ise, (Yâ Rabbi! ne kadar?) diye süâl eder. Cenâb-ı Hak, buyurur ki: (Binde dokuzyüzdoksandokuzu Cehenneme ve biri Cennete). Kâfirlerden ve Ehl-i sünnetden “rahmetullahi aleyhim ecma’in” ayrılmış mülhidlerden ve gâfillerden, çıkara çıkara, ancak Allahü teâlânın bir avuç buyurduğu kadar mü’min geride kalırlar. Ebü Bekr-i Sıddikın “radıyallahü anh” (Rabbimizin avuçlarından bir avuç kalır) buyurduğunun ma’nâsı budur.
Nidâ gelir ki: (Yâ Âdem! Evlâdından Cehenneme lâyık olanı gönder!) Âdem “aleyhisselâm” ise, (Yâ Rabbi! ne kadar?) diye süâl eder. Cenâb-ı Hak, buyurur ki:
-
Kitâbların kırâ’eti temâm oldukdan sonra bir nidâ gelir ki: Ey mücrimler, şimdi sizler ayrılınız!) denir. Bu nidâ üzerine, mevkıf ya’ni Arasât meydânı harekete gelir. O zamân, herkesi büyük korku alır. Birbirlerine girift olurlar. Melekler cin ile ve cin insanlar ile karışır. Bundan sonra, nidâ gelir ki: (Yâ Âdem! Evlâdından Cehenneme lâyık olanı gönder!) Âdem “aleyhisselâm” ise, (Yâ Rabbi! ne kadar?) diye süâl eder. Cenâb-ı Hak, buyurur ki: (Binde dokuzyüzdoksandokuzu Cehenneme ve biri Cennete). Kâfirlerden ve Ehl-i sünnetden “rahmetullahi aleyhim ecma’in” ayrılmış mülhidlerden ve gâfillerden, çıkara çıkara, ancak Allahü teâlânın bir avuç buyurduğu kadar mü’min geride kalırlar. Ebü Bekr-i Sıddikın “radıyallahü anh” (Rabbimizin avuçlarından bir avuç kalır) buyurduğunun ma’nâsı budur.
