Ertesi gün, Firavun Kabus, ikindiye doğru uyandı. Biraz bekleyip mahmurluğu geçince, adeta yatağından sıçradı ve söylendi:
”Ben bu gece bir rüya gördüm. Korkunç bir rüya… Bunu yorumlatmalı, ona göre tedbiri almalıyım.”
Rüya değildi gördüğü. Rüya olsa böyle sıçramazdı. Acaba neler yaşamıştı uykusunda Kabus? Bunu henüz kendisi de tam toplayamıyordu. Nihayet bulup, başını salladı:
”İşte, bütün canlılığıyla tekrar yaşıyorum. Filistinde’ki İbrahim yurdundan bir ateş geliyor. Güneşte bile yok böylesine parlaklık ve büyüklük. Mısır yurdumun halkına, Kıptilere ait ne varsa, saraylarıma kadar, yakıyor. Fakat İsrailoğulları’nın evlerine dokunmuyor. Hakikaten pek korkunç bir rüya… Kahinlerim, müneccimlerim, bakalım ne diyecekler? Ondan sonra tedbirimi alırım.”
Kahinler: Bu rüyayı size gösteren iyi ruhlu dost tanrılardır. Firavunu uyardılar. Filistin’den parlayıp Mısır’a akan ateş, İsrailoğulları’nın bir evladıdır. Büyüyecek ve mülkü elde edecek. Saltanata, tapınaklara son verecek. Ne dinimiz kalacak, ne hükümdarımız. Bize o ateşin dokunup İsrailoğulları’na dokunmaması baş alamettir.”
”Unutma ve hatırla ey tanrımız! Bu İsrailoğulları, ataları İbrahim soyundandır. O İbrahim ki, Babil hükümdarı, Ninova hakimi Nemrud’a çok şeyler etmişti. Putları kırmış, baltasını en büyük putun boynuna asmıştı. Öyle bir sihirbazdı ki, ateşe atıldığı halde kurtulmuştu. İsrailoğulları’nın içindeki İbrahim hükümdarının soyu aynı sihri bilirler.”
”Tedbir, İsrailoğulları’nın ürememesi içindir. Lakin rüyada gördüğünüz ateşi, İsrailoğulları’ndan doğacak oğlanı, ne yapacağız? Onun yaşamasına imkan verecek miyiz?”
”Nemrut ne yapmıştı?”
”Kadınların hamile kalmaması için onları erkeklerinden ayırmıştı.
”İyi bir çare. Ne var ki bizim Kıpti erkek ve kadınları rahat durmuyorlar. İsrail erkek ve kadınlarıyla düşüp kalkıyorlar. Onlara da aynı cezayı veremem. İsrailoğulları’nı kadın-erkek süremem. Ne olacak? Esasen Nemrut her çareye başvurduğu halde İbrahim yine doğmuştu.”
”Nemrut günahkardı, putları gizliden gizliye alaya alırdı. Cezalandı. Kendisinden üstün kuvvet tanımadı.”
Başkahinin bu sözlerinde Firavun Kabus’a gizli bir ihtar vardı. Firavun Kabus anladı, için için titredi.
”Fakat siz iyi ruhlarla sarılmışsınız. Yeryüzünde hiçbir çağda sizin tapınaklara gösterdiğiniz hürmet gösterilmedi. Tapınakların en büyükleri, en güzelleri Mısır’dadır. Hele putlar sayılayamayacak kadar çoktur.”
”Daha da artıracağım.”
”Biz şöyle düşündük. Hakikaten, halkımız kendi soylarından köleleri çeksinler, bütün ağır ve pis işleri İsrailoğulları’na yüklesinler. Diğer taraftan da İsrail kadınlarını kontrol altında bulunduralım. Hamilelere çocuklarını düşürtelim. Tek bir çocuğun doğmasına fırsat bırakmayalım.”
Bu teklif te alkışlandı. Firavun Kabus ne isteyecekti daha? İşte eline İsrailoğulları’na zulüm ve işkence etmek için pek güzel usuller geçmişti. Derhal emrini ilan ettirdi. Sıkı bir surette tatbikini istedi.
Hz Musa ve Hz Harun – Peygamberler Tarihi
