Osmanlı tarihiBir gün bazı muzipler yani İncili Çavuş'un bu huyunu...

Bir gün bazı muzipler yani İncili Çavuş’un bu huyunu bilenler onu kızdırmak için nargilesinden sigara yakmak istemişler. Fakat bir türlü cesaret edememişler. Nihayet serkeşlik ve küfürbazlığı ile maruf bir adam bulmuşlar ve iddiaya girmişler. Eğer İncili’nin nargilesinden sigarasını yakabilirse ona bir altın vereceklerini söylemişler. Adam kabul etmiş. Gidip İncili’nin yanına oturmuş, demiş ki:

-

İncili Çavuş’un yaşadığı devirde nargile tiryakiliği kadar sigara tiryakiliği de
salgın haldeymiş. O zamanlar bugünkü gibi sigaraları yakmak için kibrit yokmuş. Çak
mak taşı denilen büyükçe bir taş ve bununla kullanılan ve kav tabir edilen bir nevi pa
muğumsu bir şey varmış. Bir demir parçası ile taşı vurmak suretiyle kavı yakıp bu suret
le sigarayı ateşlerlermiş. Bu zahmetli iş olduğu için bazı kimseler çakmak taşı kullan
mayıp nargilelerden sigaralarını yakarlarmış. Halbuki o devirde nargileden sigara yak
mak çok ayıp ve nargile sahibine karşı en büyük bir hakaret sayılırmış. Bazı kimseler
ise katiyen nargilesinden sigara yaktırmazlarmış. İşte bunlardan birisi de İncili Ça
vuş’muş. Nargilesinden sigara yakmak isteyenleri feci şekilde terslermiş.

Bir gün bazı muzipler yani İncili’nin bu huyunu bilenler onu kızdırmak için nar
gilesinden sigara yakmak istemişler. Fakat bir türlü cesaret edememişler. Nihayet ser
keşlik ve küfürbazlığı ile maruf bir adam bulmuşlar ve iddiaya girmişler. Eğer İncili’nin
nargilesinden sigarasını yakabilirse ona bir altın vereceklerini söylemişler. Adam kabul
etmiş. Gidip İncili’nin yanına oturmuş, demiş ki:

–Merhaba, İncili Efendi. –Merhaba oğul. –Sen beni tanıdın mı? –Hayır. – Nasıl tanımazsın, İncili Efendi? Benim annem maruf kadınlardan filanca ka
dındı. Ben meşhur pezevenklerden filanın oğluyum. Daha tanımadınız mı beni İncili
Efendi? Ben meşhur bir serseri, düzenbaz, namussuz, hokkabaz herifin birisiyim. Ben

Adam hem konuşmuş hem de koynundan sigarasını çıkarıp İncili’nin nargilesine
uzatıp sigarasını yakmış. Herif biraz daha oturduktan sonra keyifle İncili’nin yanından
ayrılmış. Bahse tutuştukları için de bir altını almış, gitmiş.


İncili’yi kızdırmak isteyenler, Çavuş’un yanına yaklaşıp, –Ağam bu adam nargilenizden sigarasını yaktı, niye bir şey söylemediniz?


İncili şaşkın halde, –Keratanın oğlu, bana söyleyecek bir şey bırakmadı ki, bütün küfürleri kendisi
etti, bitirdi, dünyada sövülecek tek bir kelimeyi bana bırakmadı ki.
Adam da aldığı bir altının sevinciyle, İncili’nin karşısına geçip “Ben eşek oğlu,
eşeğin biriyim.” diye sigarasını içmiş

REKLAM

Mutlaka Okumalısınız

Rekaiku’l-Ahbar isimli kitapta anlatıldığına göre, kıyamet günü günahları sevaplarından ağır basan bir kulun cehenneme atılması emredilecektir. Bu sırada kirpiklerinden bir tel dile gelerek:

Nitekim Nebiler serveri şöyle buyurmuştur: Sağılan süt memeye dönmedikçe Allah korkusundan ağlayan kimse cehenneme girmez. (İmam Beğavi) Rekaiku'l-Ahbar isimli kitapta anlatıldığına göre, kıyamet günü günahları sevaplarından...

Şah İsmail beslediği domuza neden Bayezid adını verdi? Sultan Bayezid’in bu yeni Safevi öğretisinin imparatorluğunda yayılmasına tahammül etmesi mümkün değildi. Aniden Anadolu’da bu sapkın...

Uzun Hasan'ın soyundan gelen Türkmen hükümdarların son gücünü, zaferle çıktığı Nahcivan (1501) ve Hemedan (1502) muharebelerinde kıran bu talihli fatih Şah İsmail'di. İki yıl...

Japon İmparatoru Sultan Abdülhamit’ten Osmanlı alimleri istemiştir. Bunun üzerine Abdülhamit çaresizlik içinde, karşı tarafa…

Japon İmparatorunun Sultan Abdülhamit'ten: İslam dininin bilhassa tefekkür,gaye felsefe ve manevi terkibi üzerinde şahsen kendisine izahat vermek için Japonca bilen yoksa tercihen  İngilizce,Fransızca veya...

II. Selim İncili Çavuş’a sorar: “ İncili, eski halifeler zamanında bir âdet vardır. Halifelere müteassim billah, mustekım billah vesaire gibi unvanlar takarlardı. Eğer bu...

Size de Neuzübillah Derlerdi’de II. Selim İncili’ye sorar: “ İncili, eski halifelerzamanında bir âdet vardır. Halifelere müteassim billah, mustekım billah vesaire gibi unvanlar takarlardı....

Hz İsa ile Hz Yahya (bir gün) çıkıp birlikte yürüyorlardı. Derken Hz Yahya, bir kadına çarptı. Hz İsa, ona:

''Hz İsa ile Hz Yahya (bir gün) çıkıp birlikte yürüyorlardı. Derken Hz Yahya, bir kadına çarptı. Hz İsa, ona: - 'Ey teyze oğlu! Sen bugün...

REKLAM

REKLAM