İspanyol kafiri, Cezayir limanının 300 metre açığındaki kayalık üzerinde kudretli bir kale yapmıştı. “Penon” derlerdi. Bu Kaleye birkaç yüz muhafızla birkaç top koymuşlardı. Kale kumandanı Don Martin de Vergas, yaşlı bir asilzade idi; eskiden namlı kaptanlardandı. İspanyol kafiri buraya fazla asker yerleştiremezdi. Zira kayalık bir avuç içi kadar yerdi. İçecek sularını bile Balear Adaları’ndan getirirlerdi. Eskiden İspanyol kafiri buradan Cezayir limanını topa tutar, Cezayirliler’e istediğini yaptırırdı. Şimdi bizden korkularından böyle haltlar yiyemez olmuşlardı. Fakat gene de limanın ağzındaki bu kayalığı İspanyol’un elinde bırakmak tedbire uygun düşmezdi. Don Martin’e kaleyi teslim edip çekilip gitmesini teklif eyledim. Reddetti. Bunun üzerine bombardımana başladım. Toplarımız 20 gün geceli gündüzlü kaleye gülle attı. Nihayet kayalığa çıktım. 2 mayıs 1529. Bu sırada Kanuni, Viyana seferine çıkmıştı, Edirne’deydi. Don Martin, 700 askeriyle bir müddetdöğüştükten sonra teslim oldu. Böylece Penon elimize geçti. Vaktiyle İspanyollar, Cezayir şehri camilerinde ezan okunurken, minarelere topla nişan alıp yıkarlardı. Bu işi sırf keyif için yaparlardı. Biz Cezayir’e yerleşince bu eğlencelerinden vazgeçmişler ve buna gayetle üzülmüşlerdi.
Nice minare yıkan ve nice müezzinin kellesini uçuran topçubaşıyı huzuruma getirttim:
“Bre kafir,” dedim; “Keskin nişancı imişsin. Bir gülle ile bir minare yıkarmışsın. Gör şimdi top atışı nasıl olurmuş!”
Kafiri bir topa koyup deryaya attırdım. Yardımcısı olan on adet topçunun da başını kestirdim. Diğerlerini zindana attırdım. Bu belalı kayalığın bizim için hiçbir lüzumu yoktu. Cezayir mahzenlerindeki 30000 kafir esirini topladım. Kayalığa lağım koyarak attırdıktan sonra, kayalıkla liman arasını taşla doldurttum. Limanın ağzına da çok büyük bir mendirek yaptırdım. Bu suretle Cezayir, mahfuz güzel bir liman oldu.
GAZAVAT-I HAYRETTİN PAŞA
