Osmanlı tarihiSaray Mensuplarından biri bir gün İncili Çavuş'a beni kimse...

Saray Mensuplarından biri bir gün İncili Çavuş’a beni kimse dolandıramaz demiş. İncili Çavuş bu kişiyi bir dolandırıcıyla tanıştırmış ve adamı şöyle dolandırmış:

-

Saray mensuplarından biri bir gün İncili’ye: –İncili duyduğuma göre, dersadette bazı kişiler birtakım dolaplar çevirir, sağı solu dolandırırlar. Bu adamlar kimlerdir, insanları nasıl dolandırırlar?


İncili: –Efendim bunlar cin gibi, şeytan gibidirler. Türlü yollarla saf kişileri dolandırır
lar. –Bre çavuş, bu dolandırıcılardan birini görmek isterdim. –Hay hay efendim, yarın birini huzurunuza getiririm.


Ertesi gün İncili dediğini yapmış. Saray mensubu, dolandırıcıya sormuş: –Sen dolandırıcı mısın? –Evet efendim. –Bu işi nasıl yaparsın? –Bizim mesleğimiz dolandırıcılıktır. Bunun için çeşitli yollar ve dolaplar çeviri
riz efendim. –Peki…Beni de dolandır da adamakıllı öğreneyim dolandırıcılığın nasıl olduğu
nu.

–Emriniz başüstüne…Ne var ki, geçenlerde parasız kaldığımdan dolaplarımı,
araç ve gereçlerimi bir başkasına satmıştım. Emrinizi yerine getirmem için şimdi bunla
rı geri almam gerek. Ne yazık ki benim de param yok… –Kaç para gerek sana? –Efendimiz sizin gibi yüce bir kişi öyle ucuz dolaplar, araç ve gereçlerle dolan
dırılamaz. Yüz altın gerek en azından.


Adam yüz altını aldıktan sonra çıkıp gitmiş. İncili de kıkır kıkır gülmeye başla
mış. Saray mensubu sormuş: –Bre çavuş neden gülersin?


İncili: –Getirdiğim adam sizi bir güzel dolandırdı da, ona gülüyorum, demiş. –Nereden çıkardın bunu, ben dolandırılmadım ki. –Efendim dolandırılmak öyle dolaba sokulup fıldır fıldır çevrilmek değildir.


Adam geldi, attı tuttu, sizi kandırıp yüz altınınızı alıp gitti. Budur işte dolandırıcılık.

REKLAM

Mutlaka Okumalısınız

Hz Süleyman, zamanında, iki kadın bir çocuk üzerinde münakaşa ediyorlardı. İki kadının ikisi de bir çocuğa sahip çıkıyorlar ve ”Bu çocuk benim” diyorlardı....

Hz Süleyman, kendisine nice hikmetler verilmiş bir peygamberdi. Onun zamanında, iki kadın bir çocuk üzerinde münakaşa ediyorlardı. İki kadının ikisi de bir çocuğa sahip...

Bilge Kağan döneminin tarihte nadiren görülen bir özelliği var. Tabiri caizse üçlü bir yönetimden söz edebiliyoruz.

Eski Türklerde hükümdarlar mutlak değildi. Onun yanında yasama organı gibi bir meclis tipi yapılanma söz konusuydu. İdare etme yetkisinin Tanrı tarafından hükümdara verildiği düşünülürdü....

Hz Muhammed (s.a.v)’in ümmeti için en çok korktuğu şey

''Ümmetim hakkında iki şeyden korkuyorum: (Mamur yerlere göçüp) şehvetlerin  ardından koşarlar da namazı bırakırlar. Münafıklar da Kuran'ı sırf ilim ehli ile mücadele etmek için...

4. Murad döneminde İstanbul’da korkunç bir yangın çıkar. 4. Murad hemen şu emri verir:

2 Eylül 1633 günü Cibali tarafında bir gemi kalafathanesinde çıkan yangın, civardaki kayıkhanelere sirayet etmiş, oradan da İstanbul'un geniş bir sahrasına yayılmıştı. Şiddetli bir...

Allah, Hz Musa ile Hz Harun’u Firavun’a gönderirken onlara şöyle buyurur:

Vehb bin Münebbih şöyle der: Allah Hz Musa ile Hz Harun'u Firavun'a gönderirken onlara şöyle buyurur: Onun süslü, göz kamaştırıcı elbiseleri sizi ürkütmesin. Onun alnı...

REKLAM

REKLAM