Süleyman Aleyhisselâm, namazgahında, namaza durduğu zaman, önünde bitmiş olan ağacı görünce, yanına varır, ona:
“Senin ismin nedir?” diye sorar, ağaç ta:
“İsmim şöyle! şöyle!” derdi.
Süleyman Aleyhisselâm, ona:
“Sen, ne şey içinsin?” diye sorar,
Oda:
“Şunun, şunun için!” derdi.
Kesilecek bir ağaçsa, Süleyman Aleyhisselâm, emreder, o ağaç, kesilirdi.
Eğer, o ağaç, dikilmek için, bitmişse
, onun üzerine:
“Filan yere, şöyle şöyle dikilecektir!” diye yazılı
dikilirdi.
Eğer, biten ağaç, deva için, bitmiş olur:
“Şu derde, şu derde deva için, bittim!” derse
, onun üzerine: “Şu derde, şu derde devadır!” diye
yazılır ve onun için gereği, yapılırdı.
İşte, Tıb fennindeki nebatla tedavî, bunun üzerine kurulmuştur.
Süleyman Aleyhisselâm, namazgahında, namaza durduğu zaman, önünde bitmiş olan ağacı görünce, yanına varır, ona: “Senin ismin nedir?” diye sorar, ağaç ta:
-

