PAYLAŞ

Fatih’in ölümü üzerine Osmanlı tahtına geçmek uğrunda ağabeyi İkinci Bayezit’le taht ve taç kavgasına girişen Cem; bunda muvaffak olamayarak önce Mısır’a sonra Rodos’a sığınmak zorunda kaldı.

Rodos’a sığınmakla bin pişman olan Cem Sultan; hükümdarlık bir yana, her şeyini kaybetti. Şövalyeler onu bir esir gibi şatodan şatoya zindandan zindana taşıyarak, Türklük ve Müslümanlık adına diri ve ölü vücudundan yararlanmak istediler.

Hristiyanlara alet olmayan Cem; evlat ve vatan hasreti içinde kıvrana kıvrana İtalya’da vefat etti. Dirisini paylaşamayanlar, ölüsünü de yüklü bir para karşılığında satmak için sıraya girdiler.

Türklük ve Müslümanlığından zerre kadar ödün vermeyen, son nefesine kadar da direnen talihsiz Şehzade’nin ancak dört yıl sonra cansız vücudu vatan toprağıyla buluştu.

Talihsiz Cem Rodos gemisine istemeye istemeye binmiş; daha gemiye adımını atar atmaz aile ve vatan hasretiyle kavrulmaya başlamıştı. Denizin bittiği yerde başlayan vatanın son görüntüsü, sarayda bıraktığı oğlu Oğuz Han ile Mısır’da bıraktığı ailesinin hasreti gırtlağında düğümlenmişti.

Hıçkırıkları gırtlağında boğulurken vücudu sarsılıyor, yağmurda gözyaşlarına eşlik edercesine sicim sicim geminin güvertesine iniyordu. Rodos şövalyeleri, Cem’in yağmur altında üşüdüğünü zannedip bir pelerin getirmek için koşturuyorlardı. Pelerini Cem’in sırtına yakın arkadaşı, can dostu Frenk Süleyman takarken:

”-Üşümüşsünüz sultanım, şövalyeler hastalanmanızdan endişe ederler, kamaranıza giriniz.”

Cem’in gözleri hala kıyılardaydı, hasretin en koyusunu kıyılara saçıyordu:

”-Neden hastalanmamızdan korkarlar Süleyman, hasta halimizle işlerine yaramaz mıyız?”

”-Sultanım, kendinizi üzmeyiniz, sadece kısa bir müddet vatandan ayrı kalacaksınız.”

Gözyaşları yağmur damlalarıyla birleşmiş çenesinden süzülürken, acı acı güldü:

”-Taht uğruna baht imtihanına çıktık, Süleyman. Bir gün tarih bizden vatan kaçkını diye söz ederse şaşmamak lazım. Vatanı kurtarmak için yola çıktık, kendimizi kurtarmaktan dahi aciz olduk. Bir günah denizinde boğulur gibiyiz. Yıkılan dünyamızın enkazı altında hayallerimiz can çekişiyor. İdeallerimin tabutunu sürüklüyorum. Eğer Müslümanlara benim yüzünden bir zarar gelecekse şuracıkta ölmeye hazırım.”

Gemi hızla kıyıdan uzaklaştı. Sahil akşamın alaca karanlığı altında gözden silindi. Bu Cem’in vatanını son görüşüydü. Uzaktan öptü. Son öpmesiydi.

”Elvada vatanım…”’

Tarihimizden Altın Damlalar – Muammer Yılmaz


PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here