Maveraünnehir’in Moğollar tarafından istilâsı sırasında, Sultan Muhammed Harezmşah, hafifliğinin ve azametinin sebep olduğu felaketten dehşete kapılmış bir halde ve en delice öğünmelerden en derin bir yeise ve fütura düşerek hareketsiz kalmış, sonra da Belh’e doğru firar etmişti. Oradan Batı Horasan’a vardı. Burada Nişâpur’da barınmak istedi. Fakat gittikçe artan dehşet duygusu ile Irak Acemi’nin kuzeybatısında, imparatorluğunun ta öbür ucunda bulunan Kazvin’e kaçtı.
Fakat Cengiz Han en iyi generallerinden ikisinin, Cebe ve Sübötay’ın idaresinde bir süvari müfrezesini onun takibine çıkarmıştı. Bu müthiş, heyecanlı bir takip oldu. Cebe ve Sübötay’ın yaklaşmasıyla, Belh şehri cizye vererek kendini kurtardı ve bir valinin yönetimini kabul etti. Nişâpur da bir murahhas heyeti göndermekle işin içinden sıyrıldı. Zira Cebe’nin, burada gecikmeyi göze alamayacak kadar acelesi vardı. Buna mukabil Tüs, Damgan ve Semnan, Sübötay tarafindan yağma edildi. İki Moğol generali Muhammed’in peşini bırakmayarak onun izinde Irak Acemi’ye girdiler; Rey şehrini ani bir şekilde zapt ederek erkek ahaliyi boğazladılar ve kadınları ile çocuklarını esir yaptılar. Hemedân’dan dört nala geçtiler ve Kârün(Oâroün)’a vardılar, Muhammed burada az daha ellerine düşecekti. Fakat sonra, onun izini kaybettiler. Zencân ve Kazvin’i tahribe giderek intikam aldılar. Bedbaht Muhammed’e gelince Hazar Denizi’nde Abeskün karşısında bir adacığa iltica etmişti. 1220 Aralığında, zayıf ve bitap bir halde burada öldü. Cebe ile Sübötay’ın, Azerbaycan, Kafkasya ve Güney Rusya’da akınlarının devamını ileride göreceğiz.
