Yüce Allah denizi kendi halinde ve olduğu gibi bıraktı. Nihayet Firavun da, (kıyıya) vardı. (Denizde yolların açıldığı) o dehşetli hayret verici manzarayı, tüm olanları gözüyle gördü ve müşahede etti. Bunun, büyük Arş’ın Rabbi Allah’ın bir eseri olduğunu iyice anladı, çekindi, (bir adım bile) ilerleyemedi. İsrailoğulları’nı takip etmeye çıktığına pişman oldu. Fakat pişmanlığı, kendisine hiçbir yarar sağlamadı. Ordularına karşı metanetli görünmek zorunda kaldı ve onlara düşmanların davranışını sergiliyordu. İnkarcı ve ahlaksız karakteri, küçümseyip itaati altına aldığı, batıl davasının peşinden koşturduğu kavmine:

– ‘Bakın, ülkemden ve itaatten çıkan ve elimden kaçan kölelerime yetişmem için deniz nasıl önüme açıldı?’ dedi.

Firavun, içinden İsrailoğulları’nın ardından gitmeyi düşünmeye başladı. Kurtulacağını umuyordu. Fakat kurtuluş artık çok uzaktı. Bu şekilde bir adım ileri, birkaç geri atıyordu.

Anlattıklarına göre Cebrail, uzun zamandır, gebe kalmamış bir beygirin üzerine bir süvari suretinde göründü. Bu şekilde Firavun’un erkek atının önünden geçti. Derken Firavun’un atı ona doğru yönelip kişnedi. Cebrail onun önünden hızlıca ilerleyerek denize daldı. Firavun’un atı da onun peşinden hızlı bir şekilde ilerleyerek denize daldı. Firavun’un atı da onun peşinden hızlı bir şekilde gitti. Bütün bunlar olurken, Firavun, kendisi için ne bir zarar ve ne de bir yarara sahip durumda değildi. Kendisini bile kontrol edemiyordu. Orduları onun denizde ilerlediğini görünce, onlar da onun arkasından denize girdiler. Onların en önde olanları tam denizden çıkmak isterken, Yüce Allah, Kelim olan Hz Musa’ya; asasıyla denize vurmasını emretti. O da asasıyla denize vurdu ve deniz önceden olduğu gibi onların üzerlerine kapandı. Onlardan tek bir insan bile kurtulmadı.

İbn Kesir – Peygamberler Tarihi