Hun TarihiAttila’ya Tanrı diyen Romalı Şair Marullus'ı Attila ateşe atılma...

Attila’ya Tanrı diyen Romalı Şair Marullus’ı Attila ateşe atılma emrini verir. Dehşete düşen Şair…

-

İmparatorların korkulu rüyası Avrupa Hun hükümdarı Attila, Alpleri aşarak, Kuzey İtalya’nın o yeşil ve sulak vadilerinde at koşturuyor, karşısına çıkan Romalı askerleri çizmenin ucuna doğru sürüyordu. Romalılar ‘‘Tanrı’nın Kılıcı” geldi diye kaçacak delik (yer) arıyorlardı.

Hunların Padova’ya girişi muhteşem olmuştu. Attila’yı imparator adına ileri gelen yöneticileri, birer ikişer gelerek bağlılıklarını bildirmişlerdi. Ünlü Romalı Şair Marullus da Attila’yı göklere çıkaran şiirler söylüyordu.

Attila; Roma imparatorları gibi ne giyiniyor, ne yiyor, ne de onlar gibi gününü gün ediyordu. Başında keçi derisinden kara bir börk, ayaklarında sarı çizme ve omuzlarında dizlerine kadar inen yün örgülü kürtesiyle sıradan bir Hunlu gibi görünüyordu.

Dimdik ayakta duran Attila, adeta öfkesinden ağzından soluyordu, Buna sebep de Şair Marullus’un yalakalağı ile onu, haşa Tanrı ile eş tutan ve göklere çıkaran mısraları idi. Bu mısralar karşısında öfkeli sesi, Romalıların ve Marullus’un kulaklarında yankılanıyordu:

”Sizleri çok iyi tanıyorum. Çocukluğumun son döneminden itibaren gençliğimin yarısı barış rehinesi olarak Roma’da geçti. Sizler imparatorlarınızı tanrı yapar, ayaklarına kapanırsınız. Uzaktakileri de imparatorlarınızın heykelleriyle oyalarsınız. Benim derdime gelince imparatorlarınız gibi kutsal olmak değil, halkımı ayakta tutmaktır. Ben tanrı değilim. Tanrı kim ben kimim? Hiç Muncuk oğlu Attila’dan tanrı olur mu? Bundan böyle bana tanrı diyeni, Tanrının cezası olan ateşle cezalandıracağım. İlk cezam da Marullas’adır. Hemen şimdi atın bu adamı ateşe. Atın ki şu halk sıradan bir insanı tanrılaştıran dalkavuk bir şairin sonunu görsün ve gelecek kuşaklara ibret olsun.”

Meydanda bir ölüm sessizliği vardı. Birkaç dakika içinde toplanan odunlar ateşlendi, kızgın alevler, sanki cehennem tandırından çıkıyor gibiydi. Kızgın alevlerini direkleştiği bir sırada, Marullas’u kızartılacak kuzular gibi el ve ayaklarından kocaman bir ağaca bağlayıp ateşe doğru götürdüler. Alevler dalkavuk şairi yutacağı sırada Attila bağışladığını emretti. Gözleri fal taşı gibi açılıp, damarlarındaki kanları çekilen Mariullus’un gözlerine bakarak:

”Amacım seni yakmak değil, dedi. Tanrı her şeyden yücedir. Benim gibi bir dünya sürüngenini onunla denk tutmak çok büyük bir hatta ve büyük bir günahtır. Ben kimim ki, senin saçmalıklarınla tanrı olayım…”

Tarihimizden Altın Damlalar

REKLAM

Mutlaka Okumalısınız

Cengiz Han Cami’ye girdiği zaman hiç görünmediği kadar öfkeliydi ve Buhara’nın merkezinde Büyük Cami’nin içine girince halkı azarlayarak şu konuşmayı yaptı:

Görgü tanıklarının aktardığına göre, Cengiz Han Buhara'nın merkezine gelince büyük camiye doğru gitti ve bunun şehirdeki en büyük bina olması nedeniyle sultanın evi olup...

Dursun Fakih de: ‘‘ Han’ım! Bunlar için Selçuklu sultanından izin almak gerekir.” dedi. Bunun üzerine de Osman Gazi:

1288 yılında Karacahisar alınmasına rağmen halkın şehri terk etmesinden dolayı şehir bir süre gelişemedi. Fakat daha sonraki yıllarda çevre kasabalardan gelenlerle şehir büyümeye başladı....

Cennet ehlinin en az rütbesinin mükafatı

Cennet ehlinin en az rütbe ve derecelisi, seksen bin hizmetçisi ve yetmiş iki bin zevcesi olan kimsedir ki, ona Cabiye ile San'a arasını (kapsayacak)...

Alp Arslan’ın fiziki yapısı nasıldı?

Her şeyden önce yapılı biri. Uzun boylu ve karşısındakileri etkisi altına alan bir görüntüsü var. Sakalları uzun. Öyle ki, ok atarken sakalını düğümlediğine dair...

Hz Musa’nın Nil Nehri’nde bir sandığa konulması ve annesine vahyedilmesi

Yüce Allah bununla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: ''O sırada Musa'nın annesine şu vahyi verdik: ''Çocuğu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman da, onu ırmağa...

REKLAM

REKLAM