Hz İbrahim, Nemrud’a iman et dedi, Vezirim Haran’a danışayım dedi. Harran, Nemrud’a şöyle dedi:

0
841

Veziri Haran, Nemrud’a:

-Efendimiz, diyor, İbrahim’in istediğini asla kabul etmemelisiniz.

Nemrud mütereddittir.

-Niçin?

Haran, gayet azimli olarak izah ediyor:

-Çünkü diyor, O’nun dediğini yaparsanız, O’na tabi oluyorsunuz demektir.

-Hayır, O’nun Allah’ını tanırsam belki yine O bana tabi olur.

-Olmaz, efendimiz, olmaz. Sonra kullarınız, sizden yüz çevirir.

-Zannetmiyorum.

-Muhakkak, efendimiz muhakkak. Şimdiden bile sizi terk edenler var gibi geliyor bana?

Nemrud’un bu sözü, küfrün kapkara kuyusunda kalmış olan veziri korkutmuştur. Çünkü Nemrud, Allah’ı tanımak üzeredir. İman etti mi, felaket…

Vezir, daha melunca ve Nemrud’un küfrünü kamçılayarak konuşuyor:

-Belki olabilir, ama efendimiz, İbrahim’in ilahı olsa olsa göklerin olur. Siz ise, yeryüzünün ilahısınız. Siz, şu görünen, herkesçe bilinen, dağlarıyla, bağlarıyla, ovalarıyla, dereleriyle, tepeleriyle, insanlarıyla, hayvanlarıyla malum olan yeryüzünün ilahi, reva mıdır ki; laf u güzaftan ibaret bulunan gökyüzünün ilahına kul olasınız? Siz bizim büyük ilahımız, nasıl olur da ilahlıktan, kulluğa tenezzül edersiniz?

Bu olamaz. Olmamalıdır.

Tamam… Şimdi oldu… Küfür muhakkak oldu. Korkunç kafir, müthiş Allahsızı azdırdı.

Nemrud, üç günden beri üzerine konmuş bulunan hidayet zerrelerini bir silkinişle attı:

-Olamaz, diye haykırıyor ve sonra ilave ediyor:

-Evet, Haran haklısın, olamaz. Ben rububiyetten ubudiyete inemem. Ben ilahım ve ilah olarak kalacağım!

Hz İbrahim ve Nemrud

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz