İşte tam o sırada  Yüce Allah, Hz Nuh’a gemi yapmasını emretti. O, o zamana kadar büyüklükte eşi görülmemiş ve daha sonra bir benzeri görülmeyecek olan bir gemi idi.

Yüce Allah, Hz Nuh’a daha önce şöyle bir buyruk vermişti: Kavmine geri çevrilemeyen ilahi azap geldiği zaman kendisi, affedilmeleri için Allah’a müracaatta bulunmayacak ve şefaatçi olmayacaktı. Çünkü Hz Nuh, kavmine inmekte olan azabı gözüyle gördüğü takdirde onlar için yüreği yufkalaşabilirdi. Çünkü, görmek, duymak gibi değildir. İşte bu sebepledir ki Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

”Ama (inkarla) zulmedenler konusunda, bana başvurma! Çünkü onlar suda boğulacaklardır! (Hud 37)

”Nuh gemiyi yapıyor ve kavminden bir grup onun yanından geçerken kendisiyle alay ediyorlardı. (Hud 38) Yani asıl biz sizinle alay edeceğiz. Üzerinize  azap inmesine sebep olacak bu küfür ve inadınızı sürdürmenize hayret ediyoruz.

”O alçaltıcı azabın kime geleceğini ve o sürekli azabın kimin üzerine ineceğini ileride bilecesiniz! (Hud 39)

Şiddetli inat ve küfür, onların dünyadaki karakteriydi.

İbn Kesir – Peygamberler Tarihi