Bilal-i Habeşi Müslümanlığını gizlemeyip açıklayan ilk yedi mücahidden birisi olup, Allah yolunda en ağır işkencelere uğratılan kölelerden, Müslümanların zayıf ve fakir tabakasındandı.
Dininden döndürülmek için yapılan en ağır işkencelere katlanırdı.
İşkencelere tutulup:
“Haydi, sen de bizim gibi söyle!” diye zorlandıkça;
“Dilim onu iyi söyleyemiyor! Ona dilim dönmüyor! Ehad! Ehad! (Birdir! Birdir!]” demekten geri durmaz, müşrikler söyletmek istedikleri hiçbir şeyi ona söyletemezlerdi. Kendisine Allah yolunda canını feda etmek, küfür sözünü söylemekten daha kolay gelirdi.
Kureyş müşriklerinden Ümeyye b. Halef; Bilal-i Habeşî”nin ellerini ayaklarını sıkıca bağlattırır, öğle vakti kızgın güneşin altında Mekke vadisinde sırtüstü yatırtır, sonra büyük bir kaya parçasının onun göğsünün üzerine konulmasını emredip koydurur, Bilal-i Habeşî”ye de:
“Vallahi, ya ölünceye kadar böyle kalırsın, ya da Muhammed’i inkâr eder, Lât ve Uzzâ’ya taparsın!” derdi.
Bilal-i Habeşi ise, bu bela içinde:
“Ehad! Ehad! (Birdir! Birdir!]” derdi.Kendisinin:
“Vallahi, onları kızdırdığım, bundan daha ağır bir kelime bilseydim, muhakkak onu söylerdim!
dediği de rivayet edilir.
Bilãl-i Habeşî”yi bir gün bir gece susuz bıraktıktan sonra, kendisine demir gömlek giydirip Remda’nın şiddetli sıcağı altında da tutar, vücudunun yağını
eritirlerdi. Bilal-i Habeşî”nin bu ağır işkenceler altında bayılıp ayıldığı da olurdu.2517
Hassân b. Sâbit der ki:
“Ben, hacc veya umre yaptığım sırada görmüştüm:
Bilal ile birlikte Âmir b. Füheyre bir urgana bağlanmış, çocuklar onları çekip götürüyorlar, Bilal ise “Ehad! Ehad! (Birdir! Birdir!) Ben Lât’ı, Uzzâ’yı, Hübel’i, Isaf”ı, Nâile’yi ve Büvâne’yi tanımıyorum? diyordu.”
Ümeyye b. Halef onu Remda”da yere yatırdı.
İstediği kadar işkence yaptıktan sonra, boynuna ip taktırdı.
Çocuklara teslim etti. Onlar da Mekke sokaklarında dolaştırdılar.
Bilal-i Habeşi o halde, yine;
“Ehad! Ehad! (Birdir! Birdir!]” demekte idi.”
Bilal-i Habeşi’nin annesi Hamâme Hatun da Allah yolunda işkenceye uğrayan köle kadınlardandı.
